﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?><Search><Pages Count="40"><Page Number="1"></Page><Page Number="2">mimar sinan mah. emniyet cad. şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi yıldırım/bursa tel:224 2955000 fax:224 2944499 www. sevketyi lmaz.gov. tr</Page><Page Number="3">b ursa şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesinin kurucu başhekimi olarak görev aldığımda, elimde toprağa dikmek üzere bir çınar fidanı olduğunu ve bunun en uygun şekilde yaşama başlatılması, sulanması ve gelecek yüzyıllara doğru çıkacağı yolculuğa hazırlanması için görev aldığımı düşünmüştüm. hastanemizin kuruluşunun ilk yılında yapısal gelişmeler birbiri ardına hayata geçirilirken bu fidanı sulayacak ve gelişimini gürleştirecek faktörün, bilimsel yayınlar olduğunun farkında olarak, yaptıklarımızı yazmak, yazdıklarımızı yapmak düsturu ile bir bülten çıkarmaya karar verdik. bilginin sevgi gibi olduğunun, yani paylaştıkça artacağının bilincinde olarak, herkesin okuyabileceği, okurken doğru bilgilere ulaşabileceği ve çevresiyle bu bilgileri paylaşarak bilgi halkasını genişletebileceği eğitim bültenini hayata geçirmeyi amaçladık.  eğitim bültenimizin bu ilk sayısında; anadolu hastanelerinin tarihçesinden, hastanemizdeki poliklinik hizmetlerine, organ ve doku nakli koordinasyon merkezimize kadar yapısal alanlar ve fonksiyonları hakkında bir çok yararlı bilginin yanında, genetik tanı, sünnet, prostat hastalığı gibi tıbbi konular ve scuba dalışı gibi ilginç konular hakkında severek okunacak konular derledik. bu sayımızda 24 mart dünya tüberküloz günü ile ilgili derlediğimiz yazı gibi, toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla, yılın belirli günlerinde yapılan aktiviteler ile ilgili bilgi ve mesajlara da dergimizde yer vereceğiz. bültenimizin yararlı ve uzun ömürlü olması dileğiyle saygılar sunuyorum.                                                                                             prof. dr. mehmet karadağ b a ş l a r k e n mimar sinan mah. emniyet cad. şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi yıldırım/bursa tel:224 2955000 fax:224 2944499</Page><Page Number="4">1	 	 başlarken 3	 dergimiz 4	 bursa eğitim bülteni yazım kuralları 5	 şevket yılmaz kimdir? 6                                                    anadolu’ da hastaneler tarihi 8	 poliklinik hizmetlerimiz 10                                                           prenatal genetik tanı 12	 sünnet 14	 prostat büyümesi ve tedavisi 16	 koroner arter hastalığı 18	 onkoloji konseyi 20	           organ ve doku nakli bursa bölge koordinasyon merkezi 22	 panik atak 24	 scuba dalışı 26	 dünya tüberküloz günü 28	 dusseldorf 30                                                        hastanemizden haberler içindekiler 18 10 6 14 28 anadolu’ da hastanelerin tarihi prenatal genetik tanı (doğum öncesi genetik tanı) onkoloji konseyi hastanemizden haberler prostat büyümesi ve tedavisi</Page><Page Number="5">ö zlemle beklenen bursa eğitim bülteninin yaşama merhaba demesinin heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. dergimizi yılda 3 sayı yayınlamayı planlıyoruz. eleştirileriniz bizler için çok değerli. bu sayede dergimiz olgunlaşacak. dergimizi konusunda uzman meslektaşlarımızla birlikte sağlık ile uğraşanlar yanında tüm vatandaşlarımızın istifade edeceği bir formatta hazırladık. dergimizin her sayısında okuyucularımız en sık görülen hastalıklar, güncel tıbbi gelişmeler, sosyal hayatımızla ilgili renkli yazılar bulacaklardır. amacımız okuyucularımızın bir sonraki sayıyı merakla bekledikleri bir dergi olmaktır. büyük bir heyecan ve çalışma azmi ile çıktığımız bu yolda verilecek emekler karşılıksız kalmayacaktır, diye düşünüyoruz. hedefimiz en iyisini yapmak olacaktır. daha düşünce aşamasında iken yazıları ile dergimize destek veren arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. ayrıca dergimizin tasarım aşamasındaki katkılarından dolayı başta il sağlık müdürümüz dr. özcan akan olmak üzere bursa sağlık müdürlüğü iletişim merkezi’ne teşekkür ediyoruz. yeni sayılarda buluşmak üzere … sahibi bursa şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi adına prof. dr. mehmet karadağ sorumlu yazı işleri müdürü op. dr. serpil sancar yayın kurulu prof.dr.mehmet karadağ doç.dr.mete kaya op.dr.serpil sancar uz.dr.yasemin üstündağ uz. dr. nilgün balkan aksoy op.dr.murat öztürk fotoğraf mehmet  fidan sayfa tasarım hatice alkan dizgi bursa sağlık müdürlüğü iletişim merkezi yazışma adresi: şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi   mimar sinan mah.emniyet cad. yıldrım/bursa tel:224 2955000 fax:224 2944499 www.sevketyilmaz.gov.tr dergimiz</Page><Page Number="6">• bursa eğitim bülteni, seçilen özel konularla ilgili derleme, inceleme, magazin, spor, tarih, ve güncel konulara yer vererek dört ayda bir yayınlanır. • yazılar davet usulü yazarlardan alınarak hazırlanır. •yazılar daha önce başka bir dergide yayınlanmamış olmalıdır. • yazıların dili türkçe olup, türk dil kurumu kurallarına uygun olmalıdır. • gönderilen yazıların dergide yayınlanabilmesi için yayın kurulu tarafından uygun görülmesi gerekir. yazılarda anlam ve yazım bakımından gerekli görülen düzeltmeler yayın kurulu veya danışmanlar tarafından yapılabilir. • yazılar bilgisayar ortamında yazılmalı ve cd, disket veya e-posta yoluyla gönderilmelidir. yazının bir kopyası yazarlar tarafından kendilerinde saklanmalıdır.  • gönderilen yazıların dergide basımının kabul edilmesinden sonra her türlü hakkı dergiye aittir.  • yazı içerisindeki her türlü bilgi ve kaynakların doğruluğu yazarlara aittir. yazıların hazırlanması: yazılar standart (a4) dosya kağıdının bir yüzüne 1,5 satir aralıklı olarak ve her sayfanın sağ ve sol tarafından 2,5 cm. boşluk bırakılarak yazılmalıdır. sayfalar numaralandırılmalıdır. yazılar aşağıdaki sıraya uygun hazırlanmalıdır dergi editörlüğüne başvuru mektubu, başlık sayfası, metin sayfası kaynaklar, sekil, resim ve tablolar seklinde düzenlenmelidir. başvuru mektubu: bu mektupta, yazının yazar veya tüm yazarlar tarafından okunduğu, onaylandığını içermelidir. yazışmaların yapılacağı yazarın isim, unvan, adres , telefon, faks, gsm numaralarını ve e-posta adresini içermelidir. başlık sayfası: yazının başlığı, yazarların açık ad-soyadı ve unvanları yazılmalıdır. metin bölümleri: yazılarda bölümler alt başlıklar ile ayrılmalıdır. kaynaklar: kaynaklar yazı içerisinde kullanılacak ise cümle sonunda parantez içerisinde kullanılış sırasına göre numaralandırılmalıdır. yazılarda kaynak sayısı üç adetin üzerinde olmamalıdır. kaynaklarda yazar sayısı üçten fazla ise ilk üç isim yazılmalı ve et. al ile sonlandırılmalıdır. dergi isimlerinin kısaltmaları en son ındex medicus’a uygun olmalı, bu indekste yer almayan dergilerin isimleri kısaltılmadan yazılmalıdır.      kaynaklar aşağıdaki örneklere uygun olmalıdır. dergi: hillis sl, obuchowski na, et al. power estimation for multireader roc methods an updated and unified approach. acad radiol. 18:129-42, 2011. kitap: feigin rd, cherry jd (eds). textbook of pediatric ınfectious diseases, 4th edition, philadelphia, wb saunders. 941-53, 1998. kitap bölümü: mannis mj, reinhart wj. medical standards for eye banks. ın:brightbill fs, ed. corneal surgery: theory, technique and týssue. 2nd ed. st. louis: mosby-year book. 531-48, 1993. sekil, resim ve tablolar: yazıdan ayrı olarak ve arkalarına metin içinde belirtilen sıraya göre numara, yazı başlığı yazılarak gönderilmelidir. başka kaynaklarca daha önce yayınlanmış sekil ve fotoğrafların yayın hakkına sahip kişilerden alınmış izin mektubu yazıya eslik etmelidir. kişilerin görüntülendiği fotoğraflara kendisinin veya velisinin imzaladığı bir izin belgesi eşlik etmeli ve gerekli ise fotoğrafta kişinin yüzü kapatılabilmelidir. resim ve şekillerin alt yazıları ayrı bir kağıda yazılmalıdır. her tablo ayrı bir sayfaya yazılmalıdır. kısaltmalar mümkün olduğu kadar az olmalı ve altına anlamları yazılmalıdır. yazışma adresi:   şevket yılmaz eğitim araştırma hastanesi mimar sinan mah. emniyet cad. no:1 yıldırım/bursa bursa eğitim bülteni yazım kuralları        bursa eğitim bülteninde yayınlanacak yazılar için          kurallar 4 b u r s a eğitim bülteni</Page><Page Number="7">rize’de dünyaya gelen şevket yılmaz ilköğretimini rize kurtuluş ilkokulun da orta öğrenimini zonguldak mehmet çelebi lisesin de tamamladı. zonguldak’ta (e.k.i.) çaydamar,üzülmez ve asma ocaklarında iki yıl maden işçiliği yapan şevket yılmaz 01.10.1945 tarihinde bursa merinos fabrikasında işe başladı.yılmaz 1948-1950 tarihleri arasında vatani görevini yaptı ve kasım 1950’den itibaren yine merinos fabrikasında çalışmaya devam etti. 01.07.1952 tarihinde kurulan bursa mensucat sanayi işçileri sendikasında denetim kurulu başkanlığı yapan şevket yılmaz 01.08.1957 tarihinde bu sendikanın yönetim kurulu üyeliğine ve başkan vekilliğine 22.05. 1960 tarihindede genel başkanlığına seçildi. bursa mensucat sanayi işçileri sendikası’nın 01.03.1964 tarihinde türkiye tesktil örme ve giyim sanayii işçileri sendikası (teksif)’e katılma kararını takiben teksif bursa şubesi başkanlığı görevine seçilen şevket yılmaz 22.08.1965 tarihinde teksif genel başkanlığına getirildi ve 1995 yılına kadar 30 yıl bu görevde kaldı. şevket yılmaz 1969 yılında yapılan genel seçimlerde adana millet vekili olarak parlamentoya girdi,bir süre tbmm çalışma komisyonu başkanlığı yaptı. 1967 yılından itibaren 11 yıl türk-iş genel başkan vekilli olarak görev yapan şevket yılmaz 1982 yılında türk-iş genel başkanlığına seçildi ve 1992 yılına kadar bu görevde kaldı. şevket yılmaz sendika yöneticiliği yaşamında,uluşlararası tesktil örme giyim sanayi işçileri federasyonu (ıtglwf) uluslararası hür işçi sendikaları konfederasyonu (ıcftu) bu örgütün asya-pasifik bölgesel örgütü (apro) avrupa işçi sendikaları konfederasyonu (etuc) yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. şevket yılmaz evli ve 5 çocuk babası idi. yalova depreminde yazlık evinde iken evinin çökmesi sonucu enkaz altında kalarak vefat etmiştir. şevket         yılmaz kimdir ?        bursa eğitim bülteninde yayınlanacak yazılar için          kurallar 5</Page><Page Number="8">dünya sağlık teşkilatı (who), hastaneleri, ”müşahede, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon” olmak üzere gruplandırarak, “sağlık hizmetleri veren, hastaların uzun veya kısa süreli tedavi gördükleri yataklı kuruluşlar” olarak tanımlamaktadır. benzer bir tanımla, sağlık bakanlığı hastaneleri yataklı tedavi kurumları işletme yönetmeliği’nde “hasta ve yaralıların, hastalıktan şüphe edenlerin ve sağlık durumlarını kontrol ettirmek isteyenlerin, ayaktan veya yatarak müşahede, muayene, teşhis, tedavi ve rehabilite edildikleri, aynı zamanda doğum yapılan kurumlar” olarak tanımlanmaktadır. tanımlardan da anlaşılacağı üzere hastaneler hasta ve yaralıların tedavi edildikleri yerlerdir. ayrıca hastaneler, eğitim, araştırma, uygulama ile toplumun sağlık seviyesinin yükseltilmesine katkıda bulunan hizmet kuruluşlarıdır. 	 bugünkü türkiye sınırları içinde ilk hastane, roma imparatorluğu zamanında, kayseri yakınlarında, 369–372 yılları arasında st. basıl tarafından yaptırılmıştır. ikinci hastane ise, istanbul’da, istanbul patriği olan st. john chrysostom tarafından 398’de inşa ettirilmiştir. diğer ülkelerde olduğu gibi, türkiye’deki bu ilk hastaneler de, hastaların yanı sıra yoksul ve evsiz kişilerin barındırıldıkları, hatta yolcuların geceledikleri yerler durumundaydı. diğer bir ifadeyle, bu ilk hastaneler daha çok darülaceze ve otel niteliği taşımaktaydı. bugünkü anlamda ilk hastane, yine istanbul’da 1112-1136 tarihleri arasında ıı. john commenos tarafından yaptırılmıştır. hastaneler kökeni itibariyle tarihin en eski organizasyonlarından biri olup toplumda önemli bir yere sahiptir . anadolu’ da hastanelerin tarihi 6 b u r s a eğitim bülteni osman iğde şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi hastane müdürü</Page><Page Number="9">osmanlılar döneminin ilk hastanesi yıldırım bayezid tarafından 1399’da bursa’da yaptırılan bayezid darüşşifasıdır. 17.yüzyıla kadar yaptırılan önemli hastaneler şunlardır. edirne ıı. murad cüzzam hastanesi (1451), fatih darüşşifası (1470), edirne darüşşifası (1486), karacaahmet cüzzam hastanesi (1514), hafsa sultan darüşşifası (1530), haseki hürrem sultan hastanesi (1539), haseki darüşşifası (1550), süleymaniye darüşşifası (1555), toptaşı akıl hastanesi (1538), 17.ve 18.yüzyıllarda yaptırılan birkaç askeri hastane. 	 ıı.mahmut döneminde (1784-1839) girişilen reform hareketleri ile birlikte 19.yüzyılda pek çok yeni hastane açılmıştır. taksim topçu hastanesi (1834), tophane hastanesi (1835), edirnekapı garipler ve bekarlar hastanesi (1837), kız kulesi veba hastanesi, mekteb-i tıbbiye-i şahane hastanesi (1843), haydarpaşa hastanesi (1845), kuduz hastanesi (1887), darülaceze hastanesi (1895), hamidiye eftal (şişli çocuk hastanesi) ile gülhane hastanesi (1899) bu dönemin belli başlı hastaneleridir. gerek selçuklular, gerekse osmanlılar zamanında kurulan hastaneler devletin ileri gelenleri ve yine devlet görevinde bulunmuş varlıklı kişiler tarafından, vakıf halinde kurulmuş müesseselerdir. bu gelenek, türklerin islamiyet’i kabul etmelerinden önceki dönemlere kadar dayanmaktadır. kuşkusuz islamiyet’in de katkısıyla selçuklu ve osmanlı dönemlerinde de pek çok kamu hizmeti vakıflar halinde organize edilerek, bu müesseseler yaygınlaşmıştır. 15.yüzyıl başlarına kadar hastanelerde verilen tedavi hizmetlerinin ve hekimlerin denetimi yapılmamıştır. verilen tedavi hizmetlerinin giderek bozulması ve hekim olmayanların da hekimlik yapmaya başlamaları üzerine ilk olarak 15. yüzyıl başlarında ıı. murat zamanında, saray’da hekimbaşılık müessesi oluşturulmuştur. bu müessesenin görevi, hastanelerdeki tedavi hizmetlerini ve bu hizmetleri yürüten sağlık personelini denetlemek ve bu personelin terfi ve tayin işlemlerini yürütmektir. hekimbaşılık müessesesinin bu yetkileri 19.yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir.  1838’de istanbul’da kurulan meclis-i umur-u sıhhiye, daha sonra da mekteb-i tıbbiye nezareti bu görevi üstlenmiştir. hekimbaşılık ise, yalnızca saray hekimlerinin başkanlığını yürüten bir müessese olarak muhafaza edilmiştir. mekteb-i tıbbiye nezareti, 1906’da umum mekatib-i askeriye nezareti’ne bağlanarak meclis-i maarif-i tıb adını almış, 1908’de de sıhhiye nezareti’ne bağlanmıştır. sağlık hizmetlerinin teşkilatlanmasında diğer bir önemli husus, başta belediyeler olmak üzere yerel idarelerin de sağlık hizmeti vermeye başlamalarıdır. ilk olarak, 1861’de yayınlanan tababet-i belediye nizamnamesi ile belediye sağlık hizmetleri diğer sağlık hizmetlerinden ayrı olarak organize edilmeye başlamıştır. 1909 yılında da istanbul’da haseki, eftal, beyoğlu zükür hastaneleri ile cerrahpaşa hastanesi istanbul belediyesine devredilmiştir. böylece ilk belediye hastaneleri ortaya çıkmıştır. 1913’de ise, her ilde bir özel idare kurulmuş, bu illerdeki birçok hastane il özel idarelerine devredilmiştir. kurtuluş savaşı yıllarında tbmm’nin kurulmasından sonra, ülkedeki sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve yürütülmesi görevi sıhhat ve içtimai muavenet vekaletine verilmiştir . cumhuriyet ilan edildiğinde ülkede toplam 86 hastane faaliyette bulunmaktaydı. hastane sayısı 1930’da 182, 1940’da 198, 1950’de 201, 1950–1960 yılları arasında pek çok hastane inşa edilerek hastane sayısı 566’ya ulaşmıştır .  s ağlık bakanlığı verilerine göre 2008 yılı itibariyle hastane sayısı 1350’ye ulaşmıştır. 2005 yılında yapılan sağlıkta dönüşüm çerçevesinde ssk hastaneleri de sağlık bakanlığı’na devredilmiştir. bugün ülke genelinde sağlık hizmetlerinin organizasyonundan, yürütülmesinden ve denetiminden sorumlu olan tek kurum sağlık bakanlığı’dır.  kaynak:  1) hastane yönetimi ve organizasyonu dr.hikmet seçim 1985 2) yataklı tedavi kurumları işletme yönetmeliği 1983 3) sağlık bakanlığı istatistik yıllığı 2008 bu hastanede hastalık türlerine göre beş bölümlü bir ayakta tedavi kısmı, on yataklı cerrahi servis, göz ve mide-bağırsak hastaları için sekiz yataklı servis, yalnız kadınlar için 12 yataklı bir koğuş, acil hastalar için her serviste bir boş yatak bulunmaktaydı. bu hastanede, her serviste en az iki hekim ve üç asistan olmak üzere geniş bir hekim kadrosu bulunmaktaydı. türklerin yaptırdığı ilk hastane ise, alpaslan’ın onbirinci yüzyılda yaptırdığı kars’ taki darüşşifa’dır . daha sonra mardin’de 1122’de artukoğulları’ndan eminüddin’in yaptırdığı darüşşifa açılmıştır . 12.yüzyılda erzurum ve erzincan’da da birer darüşşifa yaptırılmıştır . anadolu’da türkler tarafından 13.yüzyılda yaptırılan hastaneler , ilk önemli hastanelerdir . bunların başında, 1206‘da hizmete açılan kayseri’deki gevher nesibe darüşşifası gelmektedir . 7</Page><Page Number="10">poliklinik hizmetlerimiz poliklinikler ; hastaların ilk aşamada başvurdukları ve ayaktan muayene, tetkik, teşhis ve tedavi hizmetlerinin yapıldığı birimler olması sebebiyle hastanelerde önemli bir yere sahiptir. poliklinik hizmetleri çok iyi organize edilerek hastaların bu hizmeti alırken tüm birimlerden en etkin ve verimli bir şekilde yararlanabilmeleri sağlanmalı, kapsamlı hizmet verebilir niteliklerle donatılmış olmalıdır. bizde; “çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi kullanarak kaliteli uzmanlık eğitimi veren ve hastaların ve çalışanların memnuniyetini en üst düzeyde tutan, hasta ve çalışan güvenliğini en üst düzeye yükselterek sektöründe lider hastane olmayı” misyon edinmiş bir kurum olarak, hastalarımıza ve çalışanlarımıza hak ettikleri değeri verebilmek için hizmet kalite standartları ışığında poliklinik hizmetlerimizi yürütmekteyiz. mevcut durum hastanemiz, ana hizmet binası, kadın doğum ve çocuk hastalıkları ek hizmet binası, kestel ve gürsu semt poliklinikleri olarak hizmet vermektedir. ana hizmet binasında 107; kadın doğum ve çocuk hastalıkları ek hizmet binasında 44; semt polikliniklerimizde ise toplam 9 poliklinik odası bulunmaktadır. hastanemiz poliklinik hizmetleri, toplam 25 farklı dalda verilmekte olup, günde ortalama 5000 hasta muayene olmaktadır. h i zmet verd i ğ imi z branşlar ana hizmet binası kadın doğum ve çocuk hastalıkları ek hizmet binası beyin cerrahisi, cildiye, dahiliye, diş sağlığı, enfeksiyon hastalıkları, fizik tedavi ve , genel cerrahi, göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, göz hastalıkları, kardiyoloji, kulak burun boğaz, nefroloji, nöroloji, ortopedi ve travmatoloji, plastik cerrahi, psikiyatri, romatoloji, üroloji, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları polikliniği. çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, çocuk ve ergen  ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği, çocuk gelişimi polikliniği, kadın sağlığı ve hastalıkları, tıbbi genetik. b u r s a eğitim bülteni nevcihan keçeci şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi başhemşire yrd. 8</Page><Page Number="11">kalite standartları gereği her hekime ait poliklinik odası bulunmaktadır. poliklinik hizmetlerimiz, 09.00-15.00 saatleri arasında verilmekte olup, saat 12.00-13.00 arası yemek saati olması nedeniyle poliklinik hizmetlerine ara verilmektedir. hastanemizde ilk kez muayene olacak kişilerin ilk kayıtları poliklinik odalarında veri kayıt personelleri tarafından hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden yapılmaktadır. çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, kadın sağlığı ve hastalıkları, tıbbi genetik ve çocuk gelişimi poliklinik hizmetleri, 16 ağustos 2010 tarihinden bu yana, ek hizmet binamızda verilmektedir. günde ortama 1000 hasta bakılan ek hizmet binamızda; aktif olarak, 9 kadın sağlığı ve hastalıkları, 8 çocuk sağlığı ve hastalıkları, 2 çocuk cerrahisi, 1 çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları, 1 çocuk gelişimi ve 1 tıbbi genetik polikliniği hizmet vermektedir. 	 randevu sistemimiz etkin olarak çalışmaktadır hastanemiz poliklinik hizmetlerinde, hasta ve yakınlarının, hekim seçme haklarını kullanarak istedikleri hekime muayene olabilmeleri,  sıra beklemeden en kısa sürede sağlık hizmetlerine ulaşabilmelerini sağlayabilmek için üç farklı randevu yönetim sistemi mevcuttur. randevular; telefonla (295 55 55), internet üzerinden (www.sevketyilmaz. gov.tr) yada direkt hastanemizin randevu yönetimi birimlerinden alınabilmektedir. kurumumuza müracaat eden hasta ve hasta yakınlarına yapılacak işlemler hakkında bilgi vermek ve yardımcı olmak amacıyla, hasta yönlendirme ve danışma birimlerimiz, işitme engelli hastalar içinde işaret dili tercümanımız bulunmaktadır. bu bölümler bakanlığımızın istediği standartlarda hizmet vermektedir. polikliniklerimizde, hastalarımız muayene sıralarını, poliklinik odalarının kapı üstlerinde bulunan lcd ekrandan “poliklinik adı, doktor adı, muayenede bulunan hasta adı ve sıradaki ilk iki hastanın adı” izlenebilmektedir. 	 çocukları düşünüyoruz çocukları hastaneye götürmek yaşanan en zor konulardandır. pek çok çocuk, hastaneye gideceğini duyunca korkmaya, endişelenmeye veya ağlamaya başlar. hemen hemen tüm ebeveynler çocuklarının bu korkuları yaşamasından dolayı hastanelerde zorluk çekmekte ve bundan dolayı işlerini biran önce bitirip gitmek isterler. bizde “sunduğu hizmetin kalitesi ile ulusal ve uluslararası düzeyde örnek gösterilen hastane olmak” vizyonuyla hareket eden bir kurum olarak, bu soruna çözüm bulmak adına, tüm çocuk poliklinik odalarımızın duvarlarını çocukların sevdiği çizgi film kahramanlarıyla donatarak ve poliklinikler koridorundaki 106cm lcd tv’lerde çocuk çizgi film kanalları yayını yaparak, çocukların hastanede daha kolay zaman geçirebilmeleri sağlanmıştır. ayrıca 1.kat çocuk poliklinikleri katında, hizmet gereği (tedavi,tetkik vb. sebeplerden dolayı) beklemek durumunda kalan çocukların eğlenceli zaman geçirebileceği, duvarları çizgi film kahramanlarıyla süslenmiş, çizgi film izleyebildikleri ve çeşitli oyun gruplarıyla donatılmış bir oyun alanımız da bulunmaktadır. çocuk gelişim polikliniğimizde; 	 0–6 yaş arası çocukların gelişimsel takipleri ile 0-18 yaş arası çocuk ve ergenlerin davranış   problemleri konusundaki çalışmalar çocuk doktorlarımız ile işbirliği içinde çocuk gelişim uzmanları tarafından yürütülmektedir. çocuk gelişim polikliniğinde; 0-6 yaş arası çocuklara denver ıı gelişimsel tarama testi, prematüre ve risk altındaki çocukların takip edilmesi ve ailelerin çocuğun bulunduğu gelişim düzeyine göre bilgilendirilmesi yapılmaktadır. ayrıca, engelli çocukların gelişim takibi, ailelerine danışmanlık ve yönlendirme, gelişimle ilgili ortaya çıkan çocuklardaki davranış problemleri (tırnak yeme, parmak emme, kardeş kıskançlığı, okul fobisi saldırganlık, alt ıslatma vb.) ile ilgili ailelere ve çocuklara danışmanlık hizmeti konularında yardımcı olunmaktadır. eğer gelişim ve eğitimi konusunda çocuğunuzla ilgili herhangi bir sorun yaşadığınızı düşünüyor ve yardıma ihtiyaç duyuyorsanız, uzman çocuk hekimlerimizden randevu alarak çocuk gelişim polikliniğine başvurabilirsiniz. randevular; 295 55 55 nolu telefondan, web üzerinden www.sevketyilmaz.gov.tr adresinden yada direkt hastanemizin randevu yönetimi biriminden sağlanmaktadır. 9</Page><Page Number="12">g enetik biliminde son yıllardaki gelişmeler sayesinde birçok kalıtsal hastalığın temelinde yatan mekanizmalar belirlenmiş ve bu hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik yöntemler geliştirilmiştir. reprodüktif genetik tanı olarak bilinen bu birimler, klinik genetik, genetik danışma, sitogenetik, moleküler sitogenetik, moleküler genetik alanlarında hizmet vermektedir(1, 2). genetik biliminde son yıllardaki bu gelişmelerin en hızlı ilerlediği alanlardan bir tanesi olan preimplantasyon ve prenatal genetik tanı; tüp bebek yöntemleriyle geliştirilen embriyolarda genetik incelemeler yapılmasına ya da implantasyon sonrası bebek hücrelerinin incelenmesi yolu ile hastalıklara tanı koyabilme olanağını sunmaktadır. gebelik öncesi genetik tanı adı verilen preimplantasyon genetik tanı (pgt); erkek ve dişi üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında döllenmesi sonucunda gelişen embriyolardan alınan hücrelerin araştırılması esası ile gerçekleştirilmektedir. alınan hücrelerde özel yöntemler kullanılmakta ve doğacak bebekteki sayısal ve/veya yapısal kromozom bozuklukları ile tek gen hastalıklarının (orak hücreli anemisi, ailevi akdeniz ateşi, kanama bozuklukları gibi) tanısı yapılabilmektedir. bu yöntem sonucunda elde edilen sağlıklı embriyoların anne adayına transferi ile sağlıklı bebeklerin doğması sağlanmaktadır(1, 3). prenatal tanı ise, doğum öncesinde anne karnındaki fetüse ait örneklerde kromozom veya gen düzeyinde inceleme yapılmasıdır. prenatal tanının erken yapılması ve eğer çıkan sonuca göre ailenin kararı ile, sonlandırılacaksa gebeliğin mümkün olduğu kadar erken sonlandırması genelde tercih edilir. koryon villüs biyopsisi (cvs) yöntemiyle gebeliğin 10. haftasından itibaren plasentanın rahim içine bakan yüzünden örnek alarak genetik inceleme yapmak mümkündür ve prenatal tanıdaki en erken tanı yöntemidir (4). aynı incelemeyi gebeliğin 16. haftasından sonra amniosentez denilen yöntemle fetüsün içerisinde bulunduğu sıvıdan örnek alarak da yapmak mümkündür. eğer herhangi bir nedenle gebeliğin 20.haftasından sonraya kalınmış veya önceki örneklerde yapılan çalışmalardan şüphe duyulmuş ise bebeğin kordon kanı alınarak (kordosentez) fetal kanda da genetik inceleme yapmak mümkündür (2). cvs, amniosentez veya kordosentez kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yapılır. alınan örneklerin incelenmesi ise genetik tanı merkezlerinde yapılır (4, 5). prenatal genetik tanı (doğum öncesi genetik tanı) b u r s a eğitim bülteni uz. dr . savaş barış şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi genetik uzmanı 10</Page><Page Number="13">prenatal genetik tanı gerekliliği annede veya babada sayısal veya yapısal kromozom bozukluğu saptanması, anne ve babanın aynı  tek gen hastalığını taşıması ve anne veya babada tek gen hastalığı bulunması  başlıca endikasyonlardır.   prenatal genetik tanı; yardımcı üreme teknikleri uygulanan çiftlerde başarı şansının arttırılması tekrarlayan gebelik kayıpları bulunan çiftler, şiddetli erkek kısırlığı saptanan çiftler, tekrarlayan tüp bebek denemelerinde başarısızlık, kalıtsal hastalık taşıyıcısı olan veya daha önce genetik hastalıkla doğan çocuk veya çocukları bulunan ailelerde sağlıklı bir bebek sahibi olmalarını sağlamak amacı ile uygulanmaktadır. ayrıca tüp bebek veya mikroenjeksiyon gibi yardımcı üreme teknikleri uygulanacak olan çiftlerin de bu yöntemden faydalanmaları mümkün olmaktadır. tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavisi için kabul edilmiş 37 yaş üzerindeki anne adaylarının bebeklerinde görülmesi muhtemel kromozom bozukluklarının tanımlanmasında pgt önemli bir yöntemdir(5) ileri anne yaşı kromozom anomalisi riskinin artması nedeniyle en sık doğum öncesi genetik tanı yapılması gereken durumdur. 35 yaşının üzerinde tüm gebelerde sitogenetik inceleme için prenatal tanı önerilmektedir. erken yaşlardaki gebeliklerde de risk artışı varsa prenatal tanı hakkında bilgi verilmesi gerekir. anne serumundan yapılan ikili test veya üçlü test sonuçları risk artışı gösteriyorsa sitogenetik inceleme için prenatal tanı yapılabilir. önceki doğumda kromozom bozukluğu varsa yeni gebelikte prenatal tanı önerilir. doğumsal anomalisi olan bebeklerin önemli bir kısmında kromozom hataları saptanmaktadır. aynı durumun gözlenmemesi için sonraki gebeliklerde kromozom incelenmesi gerekebilir. bazen aynı kişide hem normal, hem de sayısal ya da yapısal kromozom anomalisi taşıyan hücreler görülebilir. bu duruma mozaisizm denir. özellikle cinsiyet kromozomları (x ve y) açısından mozaik olgularda mozaiklik oranına göre bebekte de sayı farklılıkları olabileceğinden turner sendromu, klinefelter sendromu gibi hastalıkları önlemek için prenatal tanı yapılmaktadır(6). anne veya baba, kromozomlar arasında parça değişimi ile seyreden durumu taşıyorlarsa o zaman da prenatal tanı gerekmektedir. bu tip gebeliklerde ailenin sağlam çocuğa sahip olabilecekleri detaylı bir genetik danışmanlıkla verilmeli, olası riskler de aile ile paylaşılmalıdır. sık düşüklerin %50-60’ ının nedeni kromozom anormallikleridir. bunların yarısından da trizomiler sorumludur. en sık görülen trizomiler 13, 16, 18, 21 numaralı kromozomlarda oluşur. aslında trizomik embriyoların, bizim tahminlerimizin çok üstünde olduğu ancak, daha gebelik fark edilmeden düştüğü ve çok erken dönemlerde bu bebeklerin kaybedildiği düşünülmektedir. bütün bunlar dikkate alındığında prenatal tanı, bu ailelere büyük oranda yardımcı olacak güvenilir bir tanı girişimidir (6, 7). tek gen hastalıklarının önlenmesinde ise prenatal tanıda moleküler genetik yöntemlerin uygulanması önem taşır. hastalığın kalıtım özelliğine göre taşıyıcı anne veya babadan hastalığın geçiş ihtimali %25-50 dir. genellikle ağır sonuçları olan bu hastalıkların prenatal tanısı için önceden anne ve babanın taşıyıcılık açısından test edilmesi gerekmektedir. pgd uygulamaları, uygun olgularda tüp bebek uygulamasının başarısını arttırdığı gibi, gebelik oranını da arttırmaktadır. ayrıca gebeliğin düşük ile sonuçlanma riskini azaltır. daha erken dönemlerde tanıya gitme olanağını sağlayan preimplantasyon genetik tanı, gebeliğin tıbbi sonlandırılma gerekliliğini azaltacaktır. tekrarlayan başarısız ıvf denemelerinin aileye getirdiği, ekonomik ve psikolojik yükleri ortadan kaldıracaktır. daha sağlıklı bir bebek ve daha sağlıklı bir aile ortamının gelişmesi açısından da büyük katkıları olacaktır (7, 8) kaynaklar 1. şener t. prenatal tanıda genel prensipler. ob-stet. ve jin. sürekli eğitim derg. 1: 30–45,1997. 2. murray rk (ed). harper’in biyokimyası, 22.baskı,barış kitabevi, istanbul. 26–39, 1993 3. passarge e (ed). color atlas of genetics, thieme medicalpublishers, thieme verlag stuttgart, 172-176, 1995. 4. nussbaum rl (ed). thompson and thompson genetics in medicine. six edition, wb. saunders company, 359-372, 2001. 5. atasü t (ed). gebelikte fetüse ve yeni doğana zararlı etkenler. nobel tıp kitapları,istanbul, 19-27, 2000. 6. göktolga ü, korkmaz c, bahçe m et al. preim-plantasyon genetik tanı: gata sonuçları. gülhane tıp derg. 49: 245-249, 2007. 7. handyside ah, delhanty jda. preimplantation genetic diagnosis: strategies and surprises. trends in genetics 13: 270-275, 1997. 8. mcarthur s, leigh d, marshall j, et al.  pregnancies and live births after trophectoderm biopsy and preimplantation genetic testing of human blastocysts. fertility and sterility 84: 1628-1636, 2005. 11</Page><Page Number="14">sünnet sünnet küçümsenmemesi gereken cerrahi bir işlemdir. mümkünse deneyimli hekimler tarafından, steril ortamlarda, çocukların ruhsal sağlığını etkilemeyecek yöntemler ile ve uygun yaşlarda yapılmalıdır. b u r s a eğitim bülteni t oplumumuzda hemen hemen tüm erkeklerde uygulanan sünnetin, ne zaman ve neden yapılmaya başladığı bilinmemesine rağmen yaklaşık 15 bin yıldan beri yapıldığı ileri sürülmektedir. en önemli somut kanıtlar m.ö. 1300’lerden kalan sünnetli erkek mumyalarda bulunmuştur. diğer yandan eskiçağlarda antik sosyal kontrol, ağrı eşiğinin arttırılması, kölelik işareti amacıyla yapıldığı bilinirken, daha sonraki zamanlarda tanrı ile anlaşma amacıyla yapılmaya başlandığı anlaşılmıştır. ortaçağla birlikte veba, verem ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisinde uygulanmaya başlanmıştır. sünnet, 19. yüzyıldan beri inanç dışında birçok ülkede tıbbi nedenlerle yapılmaktadır. sünnet derisi (prepisyum) sünnet işleminin esasını oluşturan bu dokunun işlevi hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. sünnet derisi, glans denilen penisin süngerimsi uç kısmını örten, aşağıdan normal cilt dokusu ile başlayıp, en uçta geri dönerek daha parlak olan mukoza denilen yüzeyle devam eder. doğumda %96 oranında sünnet derisi glansa tamamen yapışıktır, 3 yaşa kadar %90 glanstan ayrılmış olur ve 17 yaşta %1 oranında yapışık olarak kalmaya devam eder. sünnet işlemi sırasında veya sünnet yapılmadan, sünnet derisinin glans üzerinden sıyrılması glansta kanama, enflamasyon ve ülserasyona yol açabilir. sünnet derisinin cinsel, mekanik ve koruyucu fonksiyonları olduğu bilinse de, sünnet ile alınması sonrasında yararlı durumlar oluştuğunu bildiren çok sayıda çalışma vardır. neden sünnet yapılır? yukarıda belirtildiği gibi sünnet, inanç dışında özellikle gelişmiş ülkelerde tıbbi yararları nedeniyle yapılmaktadır. bunlar arasında önemli tıbbi kanıtlara dayananlar yanında ispatlanamayan da vardır. sık idrar yolu enfeksiyonu geçirilmesi, idrar kaçırma, kabus ve cinsel sorunların tedavisinde sünnetin yararları olduğu ileri sürülmektedir. bununla birlikte, yapılan çalışmalarda penis kanserinin sünnetlilerde daha az rastlanılması, yine sünnetli erkeklerin eşlerinde serviks kanserinin de daha az görüldüğünün saptanması ile sünnet işleminin bu kötü huylu hastalıkları önlediği ileri sürülmüştür. cinsel yolla bulaşan hastalıkların (özellikle aıds) sünnetlilerde daha az görülmesi de sünnetin bir başka yapılma nedeni olarak gündeme gelmiştir. sünnet nasıl yapılır? sünnet, sünnet derisinin glansı örten uç kısmının cerrahi olarak alınıp kalan cilt ve mukozanın karşılıklı bir araya getirilmesidir. sünnet tekniği konusunda bir standart yoktur. alınan eğitime, kişisel deneyime ve çocuğun yaşına göre farklı teknikler uygulanabilir. hatta aynı hekim aynı aileden olan çocukların tümüne farklı yöntemle sünnet yapabilir. bir hekim sargı pansuman uygularken, diğeri hiçbir sargı pansuman yapmayabilir. dokunun bir alet kullanılarak ezilmesi esasına dayanarak dikişsiz yapılabildiği gibi, daha geliştirilmiş plastik malzemeden yapılan ve bir süre yara üzerinde kalan cihazlar ile de sünnet yapılabilmektedir. kanamaların durdurulmasında damarların tek tek bağlanması yapılabilirken, elektro koter ile sünnetler yapılmaktadır. lokal anestezi altında sünnet yapılmasına birçok hekim karşı olsa da belirli yaş grubundaki çocuklara zahmetsizce yapılabilmektedir. genel anestezi altında sünnet ise hem çocuk, hem de hekim için son derece konforlu bir cerrahi müdahale imkanı tanımaktadır. ancak genel anestezi altında sünnet, hem zaman, hem de riskleri göz önüne alındığında tüm toplumun ihtiyacını karşılamaktan uzak görünmektedir. sonuçta sünnet yöntemi her hekime göre değişebilir. doç dr . mete kaya şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi çocuk cerrahi uzmanı 12</Page><Page Number="15">sünnet ne zaman yapılmalıdır? üzerinde en fazla tartışılan konulardan biri de sünnetin zamanlamasıdır. sünnetin en yoğun yapıldığı ülkelerde bile farklılıklar olmaktadır. bazı toplumlarda sünnet, inanç gereği veya bu dönemde ağrı algısının zayıf olduğuna inanılarak, anesteziye bile gerek duymadan yenidoğan döneminde yapılmaktadır. ancak yapılan çalışmalarda hayatın ilk günlerinde bile ağrının hissedildiği kanıtlanmıştır. yine bu dönemde sünnet komplikasyonlarının daha az görüldüğü ileri sürülse de, bu konuda kanıta dayalı çalışmalar yeterli değildir. belki kanama daha az görülüyor olabilir, ama glans üzerinde ülserasyon, kötü yara iyileşmesi ve meatal stenoz sıklığının arttığını bildiren yayınlar da mevcuttur. bununla birlikte, çocuğun psikososyal gelişimi göz önüne alındığında erken yaşlarda sünnet yapılmasının çocuğu daha az etkileyeceği ileri sürülmektedir. yine çocuk bezli iken sünnet yapılmasının işlem sonrası yara bakımı ve iyileşmesini kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. çocuklarda eğer tıbbi bir endikasyonu yok ise 1-6 yaşları arasında (2-6 da olabilir) sünnet yapılmasının, çocukların ruhsal gelişimini olumsuz etkileyebileceği ileri sürülmüştür. bu yaş dışında kalan çocukların ya işlemi hatırlamayacağı ya da yapılan işlemin farkında olduklarından, işlemden daha az etkileneceği ileri sürülmektedir. sünneti kim yapmalıdır? sünnet işlemi tıp eğitiminde cerrahi bir müdahale olarak öğretilir. bu nedenle fimozis, parafimozis ve üriner enfeksiyonun önlenmesi amacıyla hekime getirilen çocuklarda sünnet, hekimin yapması gereken cerrahi bir işlemdir. sosyal nedenlerle sünnet isteği ile getirilen çocuğa yaklaşımda tartışmalar devam etmektedir. ancak ülkemiz gibi sünnetin erkek toplumun hemen tümünde uygulanan bir ritüel olduğu yerlerde, sünnetçi olarak bilinen usta çırak yöntemi ile sünnet yapmayı öğrenmiş kişiler tarafından da yapıldığı bir gerçektir. hatta sünnet, deneyimli bir cerrah tarafından yapıldığında komplike olabilirken, sünnetçi tarafından yapıldığında sorunsuz iyileştiği görülebilir. yine de sünnetin bu konuda deneyimli, komplikasyonlarını da tedavi edebilecek bir hekim tarafından yapılması önerilir. diğer yandan muayene edilen sünnet çocuğunda olası penis anomalileri (hiposopadias, kordi, vs.) ve kasık bölgesi hastalıklarının da (fıtık, inmemiş testis, vs.) erken tanınması mümkün olduğundan, işlemin hekim tarafından yapılması önemlidir. sünnet kimlerde yapılmamalıdır? sünnetin tıbbi nedenlerle yapılmaya başlanması ve anestezi-sterilizasyonun gelişmesi ile işlem sürecinde yaşanan sorunlar bildirilmeye başlanmıştır. örneğin sünnet işlemlerinden sonra kanamaların aynı aile bireylerinde daha fazla olduğu gözlenince, kanama pıhtılaşma bozuklukları olduğu bulunmuştur. özellikle hemofili olgularında sünnet sonrasında hayatı tehdit eden kanamalarla karşılaşılması ile bu olgularda sünnetin gerekliliği tartışmalarını ortaya çıkarmıştır. bugün hemofilili olgulara önceden ve işlem sonrasında faktör verilerek ve farklı yöntemler ile sünnetler yapılmaktadır, ancak sünnete bağlı ölüm vakaları halen görülmeye devam etmektedir. bu olgularda sünnet riskli ve çok pahalı bir işlem olmakla birlikte yapılmaması konusunda fikir birliği yoktur. diğer yandan doğumsal veya edinsel serebral palsili olgularda da sünnet gerekliliği, üzerinde uzlaşılamayan başka bir konudur. doğumsal penis anomalilerinin (hipospadias, epispadias, penil rotasyon, vs.) tedavisinden önce sünnetin yapılmaması artık açık bir şekilde bilinmektedir. sık idrar yolu enfeksiyonu geçirilmesi, idrar kaçırma, kabus ve cinsel sorunların tedavisinde sünnetin yararları olduğu ileri sürülmektedir . sünnet komplikasyonları nelerdir? sünnet her ne kadar hekimler tarafından yapılan bir işlem olsa da, deneyimli ellerde bile sorunlu olabilir. en önemli komplikasyonu kanamadır. eğer kanama-pıhtılaşma bozukluğu olmayan birinde sünnet sonrası kanama oluşmuş ise ya tutulan bir damar açılmıştır veya işlem sırasında kanamayan bir damar kanamaya başlamıştır. geçmişte ve günümüzde birçok sünnet dikişsiz yapıldığı göz önüne alındığında tüm kanamaların kendiliğinden durabileceği düşünülse de, pansumanın sıkılaştırılması veya beklenmesi istenmeyen sonuçlara yol açabilir. sünnet derisinin ne kadar çıkarılacağı standart değildir ve penisin kişiden kişiye farklı yapıda (gömük, sarkık, vs.) olması nedeni ile sünnet derisinin az alınması ile sünnet yapılmamış gibi görünmesi veya penisin gömülmesi de hekimi ve ebeveynleri endişeye sevk eden komplikasyonlardandır. sünnet sonrası enfeksiyon hem iyileşme döneminde, hem de iyileştikten sonra yapışıklıklara neden olabilir. penisin doğumsal kurvatur ve rotasyon anomalileri sıklıkla sünnet sırasında düzeltilir, ancak bazen gözden kaçan bu anomaliler olgunun yeniden bir operasyon geçirmesine neden olabilir . meatal stenoz, en çok yenidoğan sünneti ve frenular arterin bağlanması sonucu oluştuğu bildirilse de, her yaştaki sünnet sonrasında karşımıza çıkabilir. üretra yaralanması ve glans amputasyonu hiç istenmese de özellikle geleneksel sünnet yapanlarda daha fazla olmak üzere sünnet yapılan çocuklarda görülen en ciddi komplikasyonlardandır. son olarak olguların ruhsal sağlığını ne derecede etkilediği bilinmemekle beraber batılı toplumlarda yapılan çalışmalarda, sünnetin anksiyeteyi arttırdığı bilinmektedir. sonuç olarak, sünnet toplumumuzun bir gerçeğidir. ülkemizde sünneti standartize etmek maalesef bugüne kadar mümkün olmamıştır. sünnet küçümsenmemesi gereken cerrahi bir işlemdir. mümkün ise deneyimli hekimler tarafından, steril ortamlarda, çocukların ruhsal sağlığını etkilemeyecek yöntemlerle ve uygun yaşlarda yapılmalıdır. kaynaklar 1. dunsmuir wd, gordon em. the history of circumcision. bju ınternational 83: 1-12, 1999. 2. neonatal and child male circumcision: a global review. who library cataloguing-in-publication data. «unaıds/10.07e». 13</Page><Page Number="16">prostat büyümesi ve tedavisi p rostat aksesuar seks glandlarından birisidir. üreme fizyolojisinde olmazsa olmaz kesinliğinde sekresyonuna ihtiyaç vardır. prostat terimini ilk kez m.ö. 335 tarihinde herophilus kullanmıştır. hipokrat da bu hastalıktan bahsetmiştir. bph(benign prostat hiperplazisi) ile ilgili bilgilere m.ö. 1500 yıllarında mısır papirüslerinde de rastlanmıştır. büyüyen prostatın mesane çıkımında obstrüksiyona yol açtığını riolan 1649 yılında tanımlamış ve çizimini yapmıştır. p rostat bezi sadece erkeklerde bulunan, mesane ile üretra arasına yerleşmiş bir organdır. mesane tabanında yerleşmiştir. bir kapsülle çevrilmiş olup prostatik üretranın çevresini sarmıştır. prostat bezi fibromüsküler bir stroma ve glandüler yapılar içerir. prostat bezi anatomik olarak beş lobtan oluşmaktadır. benign prostat hiperplazisi (bph), orta yaşın üzerindeki erkeklerde hormonal etkiyle ortaya çıkan, üretra etrafındaki bezlerin hiperplaziye uğrayarak nodüller yapmasıdır. benign prostat hiperplazisi insidansı 51-60 yaş erkeklerde %50, 80 yaş üzeri erkeklerde %90’ların üzerine çıkmaktadır. prostat bezinin benign olarak büyümesi obstrüktif işeme semptomlarına yol açmaktadır. nedeni tam olarak anlaşılamamasına rağmen endokrin, genetik, çevresel, metabolik faktörler ve bunların kombinasyonu prostat hiperplazisine yol açmaktadır.. belirtiler: obstrüktif ve irritatif olmak üzere ikiye ayrılır. obstrüktif belirtiler:      idrara hemen başlayamama      idrar çapında azalma      çatallı idrar yapma      kesintili idrar yapma      mesaneyi tam boşaltamama hissi      ıkınarak idrar yapma      işeme sonrası damlamayı içerir. irritatif semptomlar:      acil işeme hissi,      sık işeme (pollaküri)       gece uyanıp birden fazla idrar yapma (noktüri) op. dr . murat öztürk	 şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi üroloji uzmanı b u r s a eğitim bülteni 14</Page><Page Number="17">e rken evre yani bph’ın başlangıç evresinde bu semptomlar birlikte görülebilir. bu evrede mesane artan iş yükünü yenmek için önce hipertrofiye (mesane düz kas hücrelerinin büyümesi) uğrar. ilerleyen zamanlarda ise mesanede şekil bozuklukları oluşur. geç evrede ise mesane içi basıncı, prostatın oluşturduğu obstrüksiyon ve mesane çıkım direncini yenemez. bunun sonucunda tam tıkanma oluşarak idrar mesaneden atılamaz. bu durum glob vezikale (idrar retansiyonu) olarak tanımlanır. ayrıca hastalarda hematüri (kanlı idrar yapma), idrar yolu enfeksiyonu, böbreklerin etkilenmesine bağlı kreatinin yükselmesi görülebilir. hastalar tedavi edilmezse mesane ve böbrekler bu durumdan etkilenir. mesaneden atılamayan idrarın birikmesi sonucu mesane düz kas hücrelerinde hipertrofi oluşur. idrarı boşaltamamaya bağlı mesanede taş, divertiküller, her iki üreterin obstrüksiyonuna ve idrar geri kaçışına neden olabilir. buna bağlı olarak üreterlerde dilatasyon, idrar yolu enfeksiyonu, akut pyelonefrit (böbrek iltihabı) ve  hidronefroz (böbreklerin genişlemesi) gelişir. sonuçta böbrek foksiyonlarında bozukluk ortaya çıkarak hastalar kronik böbrek yetmezliği sürecine girebilirler.  bu yakınmalarla başvuran hastadan iyi bir öykü alınıp, fizik muayenesi ile birlikte, parmakla rektal muayene yapılıp prostat incelenmelidir. idrar akım hızı incelenmeli, mesanede işeme sonrası kalan idrar miktarı ölçülmeli, prostatın büyüklüğü saptanmalı, hastanın psa seviyesi ölçülmelidir. üroflowmetri bilgisayar destekli idrar akım hızını ölçen bir araçtır. normal erişkin bir insanın idrar akım hızı 20ml/sn’dir. bunun altındaki değerler çıkım direncini gösterir.   tedavi  medikal tedavi bph tedavisinde belirtiler hafif düzeyde ve akım değerleri normal ise dikkatli izlem ve konservatif önlemler yararlı olabilir. bunlar diyetteki düzenlemeler, alkolün azaltılması, kabızlığın önlenmesi ve yatmadan önce aşırı su içiminin azaltılması şeklinde sayılabilir. medikal tedavide alfa-bloker ilaçlardan ve 5-alfa redüktaz inhibitörü ilaçlardan faydalanılır. alfa blokerler prostat stromasında ve mesane boynundaki düz kas hücrelerinin kasılmasını engelleyerek çıkım direncini azaltırlar. 5-alfa redüktaz inhibitörü ilaçlar testosteronun dihidrotestosterona dönüşümünü engelleyerek prostat hacmini azaltır. medikal tedavi prostatizm semptomları olan hastalarda oldukça yarar sağlayan bir tedavidir. bu tedavi yöntemi bph ilerlemesini durdurmayıp sadece semptomların azaltılması amacıyla kullanılır. cerrahi tedavi ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalar sürekli idrar yolu geçiren enfeksiyonu geçiren bph’lı hastalar mesane taşı oluşmuş hastalar üst üriner sistemi etkilenmiş hastalar bph’ya bağlı böbrek fonksiyonu bozuk hastalar glob vezikale gelişmiş hastalar cerrahi ile tedavi edilir. cerrahi tedavide çeşitli yöntemler uygulanabilir. cerrahi yöntemin şeçiminde en önemli faktör prostat boyutudur. kapalı (endoskopik) ve açık cerrahi yöntemler uygulanabilir. transüretral prostatektomi (tur-p) endoskopik bir işlemdir. özel aletler ile idrar kanalından girilerek prostat elektrokoter yardımı ile kesilir. bu yöntem genellikle spinal anestezi ile uygulanır ve 1-2 gün hastanede yatmayı gerektirir. işlem süresi prostatın boyutuyla ilgili olup yaklaşık 1 saat civarındadır. kanama bozukluğu olan hastalarda, ileri derecede büyümüş median lobu olan hastalarda bu işlem uygulanmaz. komplikasyon olarak üretra darlığı, mesane boynu kontraktürü, kanama sayılabilir.  prostatın transüretral insizyonu bu işlem hafif yada orta semptomlara sahip hastalarda uygulanır .prostat boyutu küçük iyi seçilmiş hastalar bu işlemden fayda görürler. bu işlemde prostat çıkarılmaz ve ameliyat sonrası tekrar prostatizm semptomu görülme riski fazladır. işlemin avantajı kısa süreli olmasıdır. lazer prostatektomi prostatın yoğunlaştırılmış ışın partikülleri kullanılarak buharlaştırılması işlemidir. bu yöntemle prostatektomi, kanama kontrolu sağlanarak yapılabilir. hastanede kalış süresi diğer yöntemlere göre kısadır. hastaların ameliyat sonrası dizüri şikayetleri veya geç dönem kanama görülebilir. bu yöntemin avantajı kanama bozukluğu olan ve spinal yada genel anesteziye uygun olmayan hastalar için alternatif olmasıdır. dezavantajı ise cerrahi sırasında doku çıkarılamadığı için patolojik inceleme yapılamamasıdır.  plazmakinetik ile prostat tedavisi radyofrekans enerjisi kullanılarak, büyümüş prostat dokusunun küçük parçalar halinde kesilerek idrar kanalından dışarı alınması ve buharlaştırılması esasına dayanır. yıkama amacıyla damardan verilebilen serum fizyolojik kullanıldığı için vücut kimyası olumsuz etkilemez. hasta vücudu elektrik akımına maruz kalmaz. ameliyat süresinin uzaması, ameliyat riskini çok artırmaz. yeterli miktarda prostat dokusunun çıkarılmasına izin verir. açık prostatektomi prostat endoskopik olarak çıkarılamayacak kadar büyük ise açık cerrahi gerekir. bu yöntemde, karın orta hat veya göbek altı paralel kesi ile mesane açılarak prostat çıkarılır. operasyon sonrası hastanede yatış süresi endoskopik yöntemlere göre daha fazladır. en önemli komplikasyonu kanamadır. hem genel anestezi hem de spinal anestezi altında yapılabilmektedir. medikal tedavi prostatizm semptomları olan hastalarda oldukça yarar sağlayan bir tedavidir . bu tedavi yöntemi bph ilerlemesini durdurmayıp sadece semptomların azaltılması amacıyla kullanılır . 15</Page><Page Number="18">nedenleri, belirtileri, tanısı ve tedavisi k oroner arterler kalbin etrafını çevreleyerek kalbin beslenmesini sağlayan atardamarlardır. beslenme bozukluğu, aşırı yemek yeme, yağlı beslenme, hareketsiz bir yaşam sürme gibi nedenlerden dolayı yediğimiz yiyeceklerin yan maddeleri damarlarda birikir. damar duvarı elastik yani genişleyebilen bir yapıdadır. bazen damardaki kan miktarı artar fakat bu bize basınç artışı olarak dönmez. örneğin, tuzlu bir şeyler yediğimizde dengeyi sağlamak için vücudumuz su tutar. fakat kan basıncı (tansiyon) hemen artmaz. çünkü damar esnemiştir ve artmış kan miktarını dengelemiştir. öyleyse sorun nedir ve nerdedir? sorun bu damarların yapısının bozulmasıdır. belli bir yaşa gelince bu biriken yan maddelerden dolayı damar duvarındaki kaslar görevlerini yerine getiremez. yani esneyemez. zamanla damar tıkanır ya da daralır. kalbe yeterince kan ve oksijen gitmez. bu durumda koroner arter hastalığı dediğimiz sorun ortaya çıkar. nedeni damar sertliğidir (ateroskleroz). bu hastalığa ait bulgular her yaşta görülebilir. fakat yaşlılarda, özellikle erkeklerde 60, kadınlarda 70 yaşından sonra en fazla görülür. yaş, bu hastalığın ortaya çıkmasında önemli bir faktördür. genelde 50 yaşından sonra ortaya çıkan bu hastalık erkeklerde kadınlara nazaran biraz daha fazla görülür. kadınlarda salgılanan östrojen hormonu bu hastalıktan koruyan önemli bir faktördür. ama menopoz döneminden sonra bu hormonun miktarı azalacağı için koroner arter hastalığı riski artmaktadır. genç yaşlarda geçirilen kalp krizlerinde ölüm oranları daha fazladır. bunun nedeni gençlerde kollateral dediğimiz ve damar tıkandığında o damarın beslediği kalp alanını besleyen kılcal damarların daha az gelişmiş olmasıdır. sigara bir çok hastalıkta olduğu gibi bu hastalığın oluşmasında da etken bir faktördür. kalbin beslenmesini bozar. düzensiz ve aşırı yağlı beslenen kişilerde kolesterol seviyesi yükselir. tansiyon (kan basıncı) artar. şeker hastası olanlar dikkat etmelidir. alkol kullanımı da yakalanma riskini arttırır. ayrıca stresli bir yaşam sürenler, spor yapmayanlar, hareketsiz bir yaşam tarzı seçenler risk altındadır. şüphesiz genetik faktörler koroner damar sertliğinin oluşmasında en önemli etkenlerdir. bu hastalığa ait risk faktörleride (kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon) kalıtsal olarak diğer aile bireylerine geçebilmektedir. koroner arter hastalığı: b u r s a eğitim bülteni uz. dr . hakan uçar şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi kardiyoloji uzmanı 16</Page><Page Number="19">koroner arter hastalığının belirtileri koroner arter hastalığı hiç bir belirti vermeyebilir. hastalığın şiddeti ve bulguları değişiklik gösterir. hastalık ilerledikçe kalbin beslenmesi yetersizleşir. kalbe yeterince kan gitmez ve göğüs ağrısı ortaya çıkar. bu ağrı sol kola, omuza, sırta ve çeneye yayılabilir. bazen kolda uyuşma hissi görülür. koroner arter hastalığı olanların şikayetlerinden biri de hareket ederken özellikle egzersiz sırasında zorlanmalarıdır. sıkıştırıcı veya yanıcı bir ağrı olduğunu söylerler ve hareketi tamamlayamazlar. dinlenme ihtiyacı hissederler. dinlenmeden sonra bu ağrı geçebilir. ayrıca nefes almada güçlük çekme, göğüste basınç hissi , çarpıntı, ani tansiyon yükselmeleri - düşmeleri ve yorgunluk kalp hastalığının belirtisi olabilir. stres durumunda bu şikayetlerin arttığı gözlenebilir. çünkü damarlar daralmıştır ve kan ihtiyacı karşılanamamaktadır. koroner arter hastalığının ilk belirtisi kalp krizi olabilir. damar tıkanırsa doku beslenemez. o damarın tıkandığı yerdeki kalp dokusunda ölüm olur. işte bu durum kalp krizidir. kendiliğinden geçmez. ağrı uzun sürelidir ve şiddetlidir. hastanın hayatını tehlikeye atan bir durumdur. acile başvurmak gerekir. koroner arter hastalığı  tanısı hastalığın tanısı için kardiyoloji uzmanına başvurarak gerekli yardımı alabilirsiniz. doktorunuz sizin şikayetleriniz doğrultusunda şüphelendiği hastalık için bazı tetkikler isteyecektir. •	 ekg: elektrokardiyografi adı verilen bu yöntemle kalbin atım düzeni, koroner arter hastalığı ve geçirilmiş kalp krizi hakkında bilgi elde edilir. •	 eforlu ekg: doktorun gerekli gördüğü durumda istenir. hasta koşu bandı üzerinde koşarken kalp elektrosu kaydedilir. damarların kalbi ne kadar oranda beslediğine bakılır. •	 miyokard perfüzyon sintigrafisi: bu yöntemle kalbin yeteri kadar beslenmeyen yerleri tespit edilir. efor testi yapılamayacak veya efor testi şüpheli olan hastalarda yapılabilr. •	 ekokardiyografik inceleme: kalp kasının kasılması, doğuştan kalp hastalıkları ve kalp kapakçıları hakkında bilgi elde edilir. kalp ultrasonografi ile incelenir. •	 klasik koroner anjiografi: damarların net bir şekilde görülmesi için damar yapısını inceleyen bir yöntemdir. tanı koymada altın standart yöntem budur. •	 tomografi anjiografi: tomografi cihazı ile damarların yapısı incelenir. klasik anjiografinin yerini tam olarak tutmaz. seçilmiş hasta gruplarına yapılabilir. •	 labaratuar: özellikle troponin ve ck-mb dediğimiz ve kanda ölçülen maddeler kalp krizinin tanısında önemli yer tutmaktadır. koroner arter hastalığının tedavisi kardiyoloji uzmanları tarafından yapılan muayene sonrasında gerekli tetkikler sonucu hastaya en uygun tedavi yöntemi seçilir. her hastaya aynı yöntem uygulanmaz. hastanın şartları göz önünde tutularak tedavi seçilir. genelde ilk tercih edilen yöntem ilaç tedavisidir. hastalık kronik bir seyir gösterdiğinde tedavisi de uzun sürer. ilaçla yapılan tedavinin amacı göğüs ağrısını önlemek, damarları genişletmek ve kalbin oksijen ihtiyacını azaltmaktır. şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi kalp damar hastalığı riskini arttıran sebepler var ise bu faktörleri ortadan kaldıran ya da önleyen tedbirler alınır. gerekirse ilaç tedavisi uygulanır. ayrıca aspirin gibi kanın akışkanlığını arttıran ve damarda pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlarla olası kalp krizi riski azaltılır. hastalığın ilerlediği durumlarda hastalığın tedavi için değişik invaziv yöntemler uygulanır. öncelikli olarak anjiografi ile kalbi besleyen damarlar görüntülenir ve darlık derecesi saptanır. takiben ilaç tedavisi, balonla damar açma ve stent yerleştirme veya bypass tedavisi uygulanır.. tedavi uygulanırken şunlar göz önünde tutulur: kişinin yaşı, kaç tane damarda daralma olduğu, daralmanın yeri, kalp kasının durumu, ek hastalıklar göz önünde bulundurulur. çok ileri düzeyde kalp damar hastalığı olanlar klasik yöntemler ile tedavi edilemezse kalp nakli açısından değerlendirilmelidir. son zamanlarda kök hücre tedavisi üzerine çalışmalarda yapılmaktadır.                                                            k oroner arter hastalığının ilk belirtisi kalp krizi olabilir. damar tıkanırsa doku beslenemez. o damarın tıkandığı yerdeki kalp dokusunda ölüm olur. işte bu durum kalp krizidir. stent yerleştirme tedavisi 17</Page><Page Number="20">uz. dr . fatma öz atalay şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi patoloji uzmanı o nkoloji, onkos (şişlik-tümör) ve logos (bilim) kelimelerinden oluşmaktadır (1). tümörün oluşumu, tanısı ve tedavisi ile ilgilenen bilim dalıdır. bulunduğu bölgede sınırlı kalan, çevre dokulara ve vücuttaki uzak bölgelere yayılmayan tümörler iyi huylu (benign) olarak adlandırılır ve lokal cerrahi ile tedavi edilebilirler. kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılırlar. bir dokudaki anormal hücreler kontrolsüz ve aşırı çoğalarak komşu yapılara yayılır, onları harap eder ve uzak bölgelere yayılarak (metastaz) ölüme yol açmaktadırlar. ülkemizde kanser insidansı ile ilgili sağlıklı istatiksel veriler bulunmamaktadır. ancak dünya sağlık örgütünün 2008 yılı verilerine göre dünya genelinde 12,4 milyon yeni kanser vakası ve 7,6 milyon kanser nedenli ölüm meydana gelmiştir (2). kanser dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. günümüzde erken tanı yöntemlerinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla kanserler erken evrede tanı alabilmekte ve hayatta kalma oranını arttıran etkili tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. ilerlemiş ve yayılmış kanserlerde ise, palyatif tedavi büyük bir miktarda ızdırabı ortadan kaldırabilir ve kanser hastaları ile ailelerinin yaşam kalitesini iyileştirebilmektedir. bu farklı tedavi yöntemleri tıbbın değişik uzmanlık dallarındaki doktorlar tarafından gerçekleştirilmektedir. onkolojik cerrahi: kanserli doku ve çevresindeki lenf bezleri çıkarılmaktadır. bu yöntem hastalığın tanı almasında, evresinin belirlenmesinde, tedavisinde ve tedavisi mümkün olmayan hastalarda yaşam kalitesini arttırmaya yönelik uygulanabilmektedir. günümüzde diğer tedavi yöntemlerinin de ilerlemesiyle cerrahi uygulamalar radikal operasyonlardan organ koruyucu cerrahiye doğru geçiş göstermektedir. radyasyon onkolojisi: ameliyat sonrası çevre dokularda kalması olası kanser hücrelerine karşı veya bazı kanserleri daha iyi ameliyat edilebilir şekle getirmek için ameliyat öncesi radyasyon uygulanmaktadır. bir grup kanser ise sadece radyoterapi ile tedavi edilebilmektedir. kanser hastalarının %50’sinden biraz fazlası hastalıklarının herhangi bir döneminde farklı amaçlarla radyoterapi görmektedir (3). onkolo j i  kon s e y i  kanser hastalarına multidisipliner yaklaşım dünya sağlık örgütünün 2008 yılı verilerine göre dünya genelinde 12,4 milyon yeni kanser vakası ve 7,6 milyon kanser nedenli ölüm meydana gelmiştir (2). kanser dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. b u r s a eğitim bülteni 18</Page><Page Number="21">onkolo j i  kon s e y i  kısa bir süre önce eğitim ve araştırma nosyonunu da üstlenen hastanemizde başhekimimiz prof. dr. mehmet karadağ önderliğinde, hasta sağlığının daha fazla güvende olmasını sağlamak ve doktorlarımızın eğitimine katkıda bulunmak amacıyla nisan 2010 tarihinde ‘onkoloji konseyi’ kurulmuştur. medikal (tıbbi) onkoloji: kanser tedavisinde sıklıkla kullanılan 20-30 adet sitotoksik ilaç mevcuttur. bunlar farklı etki mekanizmalarıyla kanser hücrelerinin ölümüne yol açmaktadır. bu nedenle ikili veye üçlü tedaviler şeklinde kombine olarak verilirler. kemoterapi denen bu yöntem ameliyat ya da radyoterapi öncesi, sonrası veya eş zamanlı uygulanabildiği gibi tek başına da kullanılarak bazı kanser türlerinde hayatta kalma oranını önemli ölçüde arttırmaktadır. patoloji ve radyoloji ise kanserin tanısı ve evrelendirilebilmesi için gerekli olan diğer iki önemli bilim dalıdır. erken tanı ve uygun tedavi yöntemi kanser hastalarının sağkalımını belirgin oranda yükseltmektedir. ancak görüldüğü gibi bunun için farklı uzmanlık dallarındaki doktorların bir araya gelerek hastayı değerlendirmesi ve ortak bir tedavi planı oluşturması gerekmektedir. bu nedenle özellikle son on yılda hastanelerde ‘onkoloji (tümör/ kanser) konseyleri’ kurulmaktadır. farklı disiplinlerden gelen doktorlar (cerrah, patolog, radyolog, radyasyon onkoloğu, medikal onkolog) o hasta ile ilgili bulgularını paylaşmakta, hastanın durumu tüm yönleriyle tartışılmakta ve ortak bir kararla o hasta için en uygun tedavi yöntemi belirlenmektedir. bazı hastalarda tek bir tedavi yöntemi uygulanırken bazılarında birkaç yöntem ard arda veya birlikte kullanılabilir. tedavi uygulanması sırasında ise hastanın tedaviye cevabı ve sonuçları değerlendirilmektedir. hasta ile ilgilenen tüm doktorların aynı anda, aynı ortamda bulunmasıyla multidisipliner bir yaklaşımın sağlandığı bu konseyler doktorlar arasındaki iletişimi hızlandırıp kolaylaştırmakta, böylelikle daha kısa sürede hasta için en doğru tedavi yöntemi saptanmaktadır. kısa bir süre önce eğitim ve araştırma nosyonunu da üstlenen hastanemizde başhekimimiz prof. dr. mehmet karadağ önderliğinde, hasta sağlığının daha fazla güvende olmasını sağlamak ve doktorlarımızın eğitimine katkıda bulunmak amacıyla nisan.2010 tarihinde ‘onkoloji konseyi’ kurulmuştur. hastanemizden patoloji ve radyoloji uzmanlarımızın, ali osman sönmez onkoloji hastanesinden medikal onkolog ve radyasyon onkologlarının üye olarak bulunduğu onkoloji konseyi iki haftada bir hastanemiz bünyesinde toplanarak başta cerrahi branşlar olmak üzere tüm branşlardan kanser hastalarını değerlendirmektedir. kısa sürede çok sayıda kanserli hasta için konsey kararı alınmış ve uygun görülen tedavi yöntemine göre hastalar ali osman sönmez onkoloji hastanesinden gelen konsey doktoruna (onkoloğa) zaman kaybetmeden yönlendirilmiştir. ilerideki hedefimiz, kanser hastaları  ve doktorlar için gerekliliği tartışılmaz olan bu konseyi her bir anabilim dalı için ayrı olarak gerçekleştirebilmektir. kaynaklar robbins temel patoloji.6. edisyon. çeviri editörü: prof. dr. uğur çevikbaş. temmuz.2000 dünya sağlık örgütü uluslararası kanser araştırmaları kurumu. dünya kanser raporu 2008. editörler: peter boyle, bernard levin. lyon 2008 delaney gp , jacob s, featherson c ve arkadaşları. 2003.radiotheraphy in cancer care: estimating optimal utilization from a review of evidence based clinical guidelines. kanser tedavisinde radyoterapi: bulgu tabanlı klinik ilkelerin gözden geçirilmesiyle optimal kullanımını kestirmek. sydney, avustralya.collaboration for cancer outcomes research and evaluation(ccore). 19</Page><Page Number="22">k işinin hayatta iken serbest iradesi ile ve tıbben yaşamı sona erdikten sonra vasileri tarafından, organ ve dokularının başka hastalara nakli için izin verilmesine organ bağışı; görev yapamayacak kadar hasta ve hatta bedene zararlı hale gelen organın yerine yenisi ve sağlamının nakledilmesi işlemine ise organ nakli denilmektedir. ülkemizde organ yetmezliği bulunan hasta sayıları yadsınamayacak kadar yüksektir. son dönem kronik böbrek yetmezliği olan 60 bin hasta diyalize girmekte ve bu hastalarımızdan 20 bini böbrek nakli olabilmek için bekleme listelerinde bulunmaktadır. karaciğer yetmezliği nedeniyle 2 bin hastamız bekleme listelerinde kayıtlı iken, kalp nakli bekleyen 250 hastamız bulunmaktadır. kronik böbrek yetmezliği hastaları diyalizden yaşam desteği alabilirken, kalp ve karaciğer yetmezliği olan hastaların yaşam şansı organ nakline bağlıdır. bu yüzden karaciğer ve kalp nakli bekleyen hasta sayısı böbrek nakli bekleyen hasta sayısına göre çok düşüktür. çünkü organ nakli bekleme süresi içinde, bu hastalarımızın yaşamlarını devam ettirecek cihaz veya yöntemler henüz mevcut değildir. organ nakli canlı vericilerden (hastanın 4. dereceye kadar olan kan ve kayın hısımları) veya kadavra vericiden  (beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden) alınan organlar ile yasal olarak yapılabilmektedir. diğer yandan, her ölüm sonrasında organlar bağışlanmış olsa bile kullanılamaz, sadece yoğun bakımda yatmakta olan ve beyin ölümü gerçekleşmiş ve organları sağlıklı olan kişilerin organları nakledilebilir. ancak beyin ölümü tanısı her zaman ve her yoğun bakım birimlerinde kolaylıkla konulamaz. beyin ölümü tanısı sadece yoğun bakım ortamında beyin cerrahi, nöroloji, kardiyoloji ve anestezi uzmanından oluşan bir kurul tarafından tespit edilebilir.      organın canlı vericilerden alınması hem bağışın kişisel iredeye bağlı olması hem de alıcı kadar vericinin de sağlık sorunu yaşamasına neden olduğundan sınırlı sayıda kalmaktadır. kadavradan organ nakillerinde ise eğer uygulanabilirse daha fazla organa ulaşılabileceği bilinmektedir. gelişmiş ülkelerdeki kadavradan organ nakilleri ülkemizin kat kat üstündedir. 2008 yılında milyon nüfus başına (pmp) düşen kadavra donör sayısı ispanya’da 34.2, fransa’da 25.3, italya’da 21.1 iken türkiye’de sadece 3.7’dir. bursa bölgesi için bu rakam 2010 yılı için 3.4 olup türkiye ortalamasına paralel seyretmektedir. şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesinde organ nakil koordinatörlüğünün ve beyin ölümü kurulu oluşturulması sonrasında ilk beyin ölümü tespiti 2007 yılında yapılmıştır.  hastanemiz de 2007 yılından günümüze organ ve doku nakli bursa bölge koordinasyon merkezi organ bağışı yaşamı sadece buna bağlı olan hastalarımız için bir umut kaynağıdır. bir çok hasta bağışlanmış bir organ için beklerken hayatını kaybetmektedir. b u r s a eğitim bülteni                      dr . yavuz selim çınar şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi 20</Page><Page Number="23">bağışlanmış bir organ, başarılı bir nakilden sonra, ger-çek bir yaşam armağanıdır. toplam 31 beyin ölümü bildirimi yapılmış ve bu vakalardan 15 tanesinin yakınları bu olguların organlarını bağışlayarak yaşam şansı bekleyen hastalarımıza umut olmuşlardır. 2008 yılında 13 beyin ölümü tespiti ve 8 donör olmuş yine bu yıl hastanemiz türkiye’de mevcut devlet hastaneleri arasında en fazla donör bildirimi yapan hastane olmuştur.      organ nakli hizmetleri sağlık bakanlığı tedavi hizmetleri genel müdürlüğüne bağlı olarak çalışan ulusal koordinasyon sistemine bağlı olarak yürütülmektedir. ulusal koordinasyon merkezine bağlı bulunan 9 bölgeden biri olan organ ve doku nakli bursa bölge koordinasyon merkezi, şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi bünyesinde yer almaktadır. bursa, çanakkale, balıkesir, düzce, yalova ve bilecik illeri organ nakli hizmetlerini bursa bölge koordinasyon merkezine bağlı olarak sürdürmektedir. organ ve doku nakli bursa bölge koordinasyon merkezinde çalışmalar dr. yavuz selim çınar, uzm. hemş. türkan yılmaz , hemş. müjgan güler ve hemş. aslı dübek’den oluşan 4 kişilik koordinatör ekibi tarafından yürütülmektedir. bursa bölge koordinasyon merkezine bağlı olan illerde tespit edilen beyin ölümleri bölge koordinasyon merkezine bildirilir. beyin ölümü sonrası aile organ bağışına onay verirse organların bekleme listelerinde bulunan en uygun alıcıya nakledilmesi için gerekli iletişim ve ulaşım koordinasyonlarını gerçekleştirerek ulusal koordinasyon merkezi yönetiminde organ dağılımının zamanında yapılmasını sağlar. bursa bkm kendisine bağlı olan illerde; il sağlık müdürlüğü, hastaneler ve çalışan 107 koordinatörün katılımı ile donör organizasyonlarını gerçekleştirmektedir. bunun dışında, halkı bilgilendirme ve bilinçlendirme amaçlı eğitim çalışmaları yapmakta; bu kapsamda okul eğitimleri, medya ve yayın kuruluşları ile birlikte tv programları, halkın yoğun olarak bulunduğu alışveriş merkezleri ve meydanlarda organ bağış stantları açarak organ bağışı ile ilgili toplumsal farkındalık oluşturma yönünde çalışmalar yürütmektedir.      organ bağışı yaşamı sadece organ nakline bağlı olan hastalarımız için bir umut kaynağıdır. birçok hasta organ nakli için beklerken hayatını kaybetmektedir. bağışlanmış bir organ, başarılı bir nakilden sonra, gerçek bir yaşam armağanıdır. 21</Page><Page Number="24">p anik ataklar çarpıntı ve takip gibi bedensel belirtilerin eşlik ettiği şiddetli anksiyete ve korku periyotlarıdır . panik atak    başta panik bozukluk olmak üzere birçok psikiyatrik hastalıkta ve bazı fiziksel hastalıklarda (tiroid bezinin aşırı çalışması ,kan şekeri düşüklüğü,enfeksiyon hastalıkları .kansızlık gibi) ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı ve korku karışımı bir nöbettir.         nöbet esnasında kişi yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşar. kötü bir şey olacak ,ölecekmiş veya sonu gelmiş gibi hisseder.bu durumdaki kişi doğal olarak o durumdan veya ortamdan kaçma davranışı sergiler. biran önce doktora veya hastaneye ulaşmaya çalışır.    panik atak yaşayanların bazıları o sırada kalp krizi geçirdiklerini ve öleceklerini hisseder.kişi büyük bir korku ve dehşet yaşar. felç geçireceğini kontrolünü kaybedeceğini veya düşüp bayılacağını düşünür.      panik atağın yaşam boyu görülme sıklığı %3-4 civarındadır.     ataklar genellikle 20-30 dk, nadiren 1 saatten uzun sürer.panik atak esnasında yapılan muayenede hastada düşünceye dalma, konuşmada güçlük (kekeleme) ve bozulmuş bellek tespit edilebilir. ataklar arasında hastalar tekrar başka bir atak geçireceği şeklinde beklenti anksiyetesi yaşayabilirler.bu nedenle atak geçirdikleri yerlere tekrar gitmek istemezler (otobüs ,toplu taşıma araçları, tüneller, köprüler asansörler ). ya da mutlaka birisiyle beraber yolculuk yaparlar.yalnız düşüp bayılmaktan çok korkarlar.yanlarında genellikle şeker, su ve ilaç taşırlar. ortaya çıkan anksiyete bulgularını bastırmak için alkol tüketiminde artış olur. aşırı kafein ve nikotin tüketimine sık rastlanır. b u r s a eğitim bülteni 22                      uz. dr . nilüfer güney şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi psikiyatri uzmanı</Page><Page Number="25">panik atak   ölçütleri •	çarpıntı.kalp atışı duyumsama, kalp hızında artış •	terleme •	titreme ya da sarsılma •	nefes darlığı ya da boğulma hissi •	soluğun kesilmesi •	göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi •	bulantı ya da karın ağrısı •	baş dönmesi, sersemlik, bayılma hissi •	derealrasyon (gerçek dışı açlık) •	ölüm korkusu ,çıldırma korkusu •	parasteniler, uyuşma, karıncalaşma, sıcak basması atak esnasında ne yapılmalı? bir yere oturmalı veya uzanılmalı.bu durumun psikolojik bir nöbet olduğu hatırlanmalı, kafeinli içecekler, sigara ve alkolden kaçınmalıdır. derin nefes almamalı hatta nöbet geçene kadar bir torbaya soluk alıp verilebilir. panik atak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. öncelikle bunun bir psikolojik süreç olduğunu kabul etmeli ve sık sık doktora gidip tahlil ve tetkik yaptırmaktan vazgeçmelidir.  hastalar psikiyatri polikliniklerine  başvurmalı ve hekimlerine güvenmelidir. geçerli tedavi yöntemleri •	psikoterapik (bilişsel - davranışçı) tedaviler •	ilaç tedavisi •	relaksasyon teknikleri •	nefes egzersizleri •	spor •	üstüne gitme teknikleri •	grup terapisi        23</Page><Page Number="26">mavinin derinliğine yolculuk b azen alıp başımızı gitmek isteriz, uzaklaşmak, kopmak… rutinlerimizden, işimizden, eşimizden. bir süreliğine unutabilmek her şeyi. işte o an dalma zamanıdır. mavi derinliklerde kendimizi bulma zamanıdır. kimi zaman bir balığın gözüyle görürüz orada her şeyi; resifleri, mercanları, utangaç müreni. kimi zaman da kaptan cousteau’nun gözüyle; meraklı, heyecanlı, yeni keşiflere aç. zaman hiç geçmesin isteriz, sırtımızda taşıdığımız hava hiç bitmesin. bize ait olmayan bu dünyada biraz daha kalabilmeyi, belki de hiç dönmemeyi… uz. dr . elvan kanat şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı b u r s a eğitim bülteni scuba  dalışı 24</Page><Page Number="27">scuba  dalışı  b ir anlık merakla başlar dalmak, daha sonra bir tutkuya dönüşür. bağımlılık yapar zamanla. öyle olmasaydı buz gibi havalarda, bazen zifiri karanlıkta kendimizi bir dalgıç teknesinde bulur muyduk hiç?   günümüzde bu heyecanı yaşamak artık uzak değil bizlere. hemen her şehirde dalış eğitim merkezleri mevcut. bu merkezlerde deneyimli eğitmenler tarafından “scuba diving” kursları veriliyor. scuba ingilizce bir terim olup su altında kendi kendine soluyabilen araç anlamındadır. kurslarda öncelikle en az üç gün süren (toplam 9-12 saat) teorik dersler verilir. ekipman tanıtılır, dalışa nasıl hazırlanılması gerektiğinden, dalış esnasında oluşabilecek sorunlardan ve çözüm yollarından bahsedilir. her şeyden önce dalmanın bir ekip işi olduğu öğretilir. bazen anlatılan şeyler bize o kadar yabancıdır ve anlaşılması zordur ki bir an bu işi yapamayacağımızı düşünebilir hatta korkabiliriz. oysaki birçoğumuz için asıl korkma ve heyecanlanma zamanı dalış kıyafetini giyme anıdır. artık su altında soluyabilme özgürlüğünün heyecanını ve keyfini yaşama vakti gelmiştir. ilk dalışınızın gecesinde bedeninizde tatlı bir yorgunluk, yüzünüzde ve gözlerinizde tatlı bir tebessüm varsa, size verilen tek yıldızlı kimlik kartınızı başucunuza koymuşsanız, artık siz de bu dünyadan kopamayacaksınız demektir.  scuba dalışında kullanılan malzemeler; •	dalış elbisesi •	maske •	şnorkel •	palet •	ağırlık kemeri: suya batabilmeniz için gereklidir. •	yüzerlilik denge yelekleri •	dalış göstergeleri •	hava tüpleri •	regülatör •	bıçak ilk dalış 2 metre derinliğindeki havuzlarda, en az iki profesyonel dalış eğitmeni eşliğinde gerçekleştirilir. adaylar burada;  •	suya giriş teknikleri •	ağırlık kemerininin doğru takılması ve uygun ağırlığın şeçilmesi •	su yüzeyinde denge yeleğini şişirme ve indirme •	su içinde yüzme teknikleri •	su altında vücut hava boşluklarını eşitleyerek alçalma teknikleri •	maske tahliyesi ile maskeye giren suyu boşaltma teknikleri •	su altında hava tüketimini en aza indirmek için doğru soluma tekniği •	su altında içine su kaçan bir regülatörden suyu tahliye ederek tekrar düzgün solumaya  başlama teknikleri •	su altında düzgün palet vurma tekniği •	su altında kulak eşitleme tekniği •	su üstünde ve su altında denge yeleğinin nefesle şişirilmesi metodları. •	su altında kalan hava miktarını kontrol etme metodu •	su altında el işaretlerinin kullanımı ve iletişim •	su altında havası biten dalgıcın arkadaşı ile nasıl hava paylaşacağına dair eğitimler •	su altında denge sağlanması ve orta suda asılı kalma metodları •	problem yaşayan arkadaşınıza yardım etme •	su üstüne dönüldüğünde scuba ünitesini çıkarıp tekrar kuşanma yöntemleri •	su üstünde ağırlık kemerini çıkarıp tekrar kuşanma yöntemleri •	aksesuarların çıkartılması ve uygun şekilde temizlenip yerleştirilmesi konularında 5 saatlik eğitim alırlar.    nihayet denizde eğitim alma ve o büyük heyecanı yaşama zamanı gelmiştir. deniz başta sizi korkutabilir. hatta bazı adaylar bu korkuyu yenemedikleri için dalmaktan vazgeçebilirler. öncelikle dalış donanımlarınızı uygun bir şekilde takıp sökebildiğinizi eğitmeninize göstermek zorundasınız. daha sonra denize bırakırsınız kendinizi. eğitmeniniz sizi elinizden tutar ve yavaşça aşağı doğru çeker. artık bambaşka bir dünyadasınızdır.    kurallar gereği ilk dalışınızda en fazla 18 metreye kadar inebilirsiniz. sorunsuz gerçekleşen birkaç dalışın sonunda cmas (dünya su altı sporları federasyonu) “bir yıldız” scuba dalış brövesini alırsınız. brövenizi iki ve üç yıldızlı hale getirmek artık size kalmıştır.    kurallara uyulduğunda scuba dalışı son derece güvenlidir. bu kurallar şu şekilde özetlenebilir: •	dalışı planlı yapmak •	ekipmanın tam ve sağlam olması •	hava ve deniz koşullarının uygun olması •	yorgun veya hasta olmamak •	yemek sonrası veya alkollü dalmamak •	mutlaka eşli dalmak •	grup dalışlarında bir lider belirlemek •	dalış boyunca derinliği ve hava tüketimini kontrol etmek •	maceracı olmamak •	sınırları zorlamamak •	bir sorun olduğunda dalışı sonlandırmak •	çıkış hızına dikkat etmek ve çıkış esnasında nefes tutmamak •	düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçmek scuba dalışlarında belkide dikkat edilmesi gereken en önemli konu su altı yaşamına zarar vermemektir . su altı canlılarını elle tutmaya çalışmak veya su dışına çıkartmak onlara yapılabilecek en büyük kötülüktür . unutmayalım ki biz onların dünyasına giriyoruz, oraya ait olmayan bizleriz. iyi dalışlar . 25</Page><Page Number="28">tüberküloz hastalığı, yaygınlığındaki artış ve kontrolündeki güçlükler nedeniyle son 20 yıldır dünyanın gündemine yeniden oturmuş bulunmaktadır . dünya sağlık örgütü verilerine göre 2009 yılında dünyada 9,4 milyon tüberküloz hastası ortaya çıkmıştır . bunlardan 5,8 milyonu kayıtlı ve tedavi alan hastadır; 3,6 milyon hastanın ise kaydı yoktur , tedavi edilmemektedir . bu tahminlere göre 2009 yılında 1,8 milyon kişi de verem hastalığına bağlı olarak ölmüştür . verem savaşı için 24 mart 1882 tarihi, robert koch’un verem hastalığının (tüberkülozun) etkenini bulması nedeniyle bir milat olmuştur. dünya sağlık örgütü, her yıl 24 mart tarihini dünya tüberküloz günü olarak ilan etmiştir. bu yıl 24 mart tarihinde tüberkülozun yani verem hastalığın dünyadan yok edilmesi için neler yapılabileceği vurgulanmaktadır. asırlar boyunca milyonlarca insanın ölümüne, sakat kalmasına neden olan hastalığın bulaşıcı bir hastalık olduğu bu tarihte öğrenilmiştir. tedavi araştırmaları sonucunda 1944’de waksman ve arkadaşlarının “streptomisin” isimli ilacı bulmasına kadar tedavide başarılı olunamamıştır. bu tarihten sonra diğer ilaçların da bulunmasıyla 1950’li yıllarda tüberküloz tamamen tedavi edilebilir hale gelmiştir. bu dönemde verem savaşı hız kazanmış ve 22 aralık 1952 tarihinde ülkemizde ilk kez bcg aşısı uygulanmaya başlanmıştır. tüberküloz günü dünya 26 prof. dr . mehmet karadağ şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi başhekimi</Page><Page Number="29">v erem basili vücutta hangi organa bulaşırsa o organ hastalanır. en sık solunum yoluyla bulaştığı için verem denince akla akciğer tüberkülozu gelmektedir. akciğer tüberkülozunun belirtileri arasında öksürük, öğleden sonra yükselen ateş, gece terlemesi, halsizlik, kilo kaybı sayılabilir. öksürük başlangıçta kuru vasıfta olabilir daha sonra balgam çıkartan hastada bazen kan tükürme de görülebilir. doğru tanı ve tedavi yapıldığında tam şifa ile sonuçlanabilen hastalık, tedavi edilmediğinde hala en ölümcül hastalıklar arasında sayılmaktadır. dünyada birçok ülkede olduğu gibi türkiye’de de verem savaşı sivil toplum örgütlerinin desteğiyle yürütülmüş ve 1970’lerde verem savaş derneklerinin katkısıyla tüberküloz görülme sıklığı ülkemizde yüzbinde 180’lerden, yüzbinde 40’lara kadar gerilemiştir. ancak 1980’lerde dünyada aıds hastalığının artışıyla paralel olarak tüberküloz hastalığında da bir artış görülmeye başlanmıştır. dünya  sağlık örgütü (who) 1993’te tarihinde ilk kez bir hastalık için, tüberküloz hastalığı için acil durum ilan etmiştir. dünya sağlık örgütü hastalığın kontrolü için doğrudan gözetimli tedavi stratejisi(dgtsdots) adı verilen bir dizi önlemleri tüm gelişmişlik düzeyindeki ülkelere önermiş ve bu yaklaşımı uygulayan ülkelerde başarılı sonuçlar alınmıştır. tüberküloz hastalığı, yaygınlığındaki artış ve kontrolündeki güçlükler nedeniyle son 20 yıldır dünyanın gündemine yeniden oturmuş bulunmaktadır. dünya sağlık örgütü verilerine göre 2009 yılında dünyada 9,4 milyon tüberküloz hastası ortaya çıkmıştır. bunlardan 5,8 milyonu kayıtlı ve tedavi alan hastadır; 3,6 milyon hastanın ise kaydı yoktur, tedavi edilmemektedir. bu tahminlere göre 2009 yılında 1,8 milyon kişi de verem hastalığına bağlı olarak ölmüştür.   ülkemiz de dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden payını almıştır. hastalık özellikle genç nüfus arasında yaygınlaşmaktadır. sağlık bakanlığı’nın verilerine göre 15—24 yaş grubunda hastalanma hızı,    0-14 yaş grubundakilere göre 6-7 misli fazladır. bu rakamlar, mikropla karşılaşma riski okul ve aile ortamıyla sınırlı olan çocukların, ilköğretimden sonra çevrelerinin genişlemesiyle birden bire çok sayıda verem hastasıyla karşılaştığını göstermektedir. yani ortalıkta bilinmeyen ya da bilindiği halde kontrol altında tutulamayan çok sayıda verem hastası bulunmaktadır. etkili tedavi için doğrudan gözetimli tedavi (dgt) gereklidir. dgt, tüberküloz hastalarının tüm tedavi süresince ilaçlarının her dozunu denetleyen bir sorumlu kişi veya görevli gözetiminde kullanması ve bu durumun kaydedilmesi esasına dayanan bir tedavi şeklidir  sağlık bakanlığı tarafından 6 temmuz 2006 tarihinde yayınlanan bir genelge ile verem kontrol programında belirlenen ülke hedeflerimize ulaşabilmek için doğrudan gözetimli tedavi stratejisinin ülke genelinde uygulamasına geçilmiştir. ülkemizde verem savaşı genel olarak başarılı sayılabilir. 2006 yılından bu yana yurt çapında tüm birinci basamak sağlık kuruluşlarının işbirliği ile genişletilen doğrudan gözetimli tedavi (dgt) uygulamaları, hastaların bakteriyolojik tanı ve takibine verilen önemin giderek artması bunun göstergeleridir. ülkemizde verem savaşı dispanserlerinde 2007 yılında, bir önceki yıla göre % 4 bir azalma ile 19.694 tüberküloz hastası saptanmıştır. bu, 100.000 nüfusta 27,9’luk bir olgu hızı demektir. dünyada bu rakam ortalama 100.000 de 139 dur. dünya sağlık örgütü olgu bulmada % 70, tedavi başarısında % 85 düzeyini hedef olarak göstermiştir. dünya sağlık örgütü tahminlerine göre türkiye’de olgu bulmada % 76, tedavi başarısında % 91 düzeyi, başarılı bir düzeydir. bu başarı esas olarak verem savaşı dispanserleri çalışanlarının gönüllü ve fedakarca yürüttükleri çalışmaların ürünüdür. verem savaşının başarısında, yönetim, bütçe, eğitimli ve motivasyonu yüksek sağlık çalışanları, kaliteli ve ulaşılabilir tüberküloz laboratuvarları, düzenli ilaç temini, standartları belirlenmiş tedavi rejimleri ve ilaçların gözetimli içirilmesi, düzenli kayıt ve hasta bilgileri ile tedavi sonuçlarının düzenli analiz edilmesi; bütün bunları sürekli olarak sağlamada sağlık bakanlığının politik kararlılığı önemlidir. yapılması gerekenler ise hastalara erken tanı koyup, başarı ile tedavi etmek, hizmetleri ücretsiz sağlamak, hastalanma riski yüksek kişilere koruyucu tedavi vermek, bulaşmayı önlemektir. dgts’ nin başarısı için her şüpheli hastada kaliteli balgam muayenesinin yapılıp 24-48 saat içinde sonucunun verilmesi gerekmektedir. bunun için vatandaşların bilgili ve duyarlı olmasına ihtiyaç vardır. kendisinde yada çevresindeki kişilerde verem belirtileri olduğundan şüphelenenlerin en yakın verem savaş dispanserine müracaat ederek ücretsiz balgam tetkiki yaptırması gereklidir. verem savaşında eğitim her zaman önemli olmuştur . basın ve yayın kuruluşları da bu konuda üstüne düşen görevi yaparak halkı uyarmalıdır . artık vereme karşı daha güçlüyüz. çünki dgt uygulamaya başladık. önümüzdeki yıllarda verem hastalığının yeryüzünden yok edilmesi için planlar yapmak ve başarılı olmak istiyoruz. verem savaşındaki başarı, 21. yüzyılda ülkelerin sağlık düzeylerinin bir göstergesidir . bu bilinçle verem savaşını, hastalığın insanlığa bela olmaktan çıkartılmasına kadar sürdürmek gereklidir . 27</Page><Page Number="30">a lmanya’nın en güzel şehirlerinden birisi olan dusseldorf, kuzey ren vestfalya eyaletinin başkentidir. almanya’nın moda ve reklam merkezi olan bu kent müzeler, tiyatrolar ve zengin bir kültürel geçmişe sahiptir. türkiye’ den yanlızca üç saatlik uçak yolculuğu uzaklığındaki bu kent görülmeye değer. yılbaşı arefesinde masal şehrine dönüşen dusseldorf,  her yıl milyonlarca kişi tarafından  ziyaret ediliyor. kızarmış badem ve tarçın kokan şehrin sokaklarında kurulan atlı karıncalar, tahtadan yapılmış küçük dükkanlar, sıcak çikolata ve şarkılar eşliğinde yeni yılı tam bir panayır havasında karşılayacağınız rengarenk bir atmosfer sunuyor. yılbaşı ağacı süsleri, tahta oymalar, mum, cam, yöresel yiyecek ve içecek satan yöresel giysiler giymiş almanlar; turistler için görülmeye değer bir manzara oluşturuyor. düsseldorf’un en can alıcı yeri kısaca kö diye anılan dünyanın en güzel caddelerinden biri olan königsalle. ortasından düssel deresi geçen, her iki kenarı asırlık kestane ağaçlarıyla süslü bu muhteşem caddede sağlı sollu çok şık mağazalar bulunmakta. binaların inanılmaz güzel mimarisi ile ahenk içinde sıralanmaları, binaların dış cephelerindeki süslemeler, bronz heykeller ve albenili yılbaşı süsleri alışveriş için en uygun ortamı yaratıyor. bir de fiyatlar o kadar pahalı olmasa... altstadt (eski şehir) kafeleri, dükkanları, galerileri, stüdyoları, müzeleri ve tiyatrosu ile sosyal hayatın merkezidir. düsseldorf’un en canlı yeri olduğu kadar en tarihi yeri de olan altstadt dar arnavut kaldırımlı sokakları ile muhteşem. ikinci dünya savaşında tamamen yıkılan bölge aslına uygun olarak tekrar yapılmış. marktplatz’da, eski vilayet binası ve önündeki şehrin genişlemesinde ve bu hale gelmesinde katkıları olan avrupa’nın en güzel atlı heykellerinden biri olan jan willem heykeli görmeye değer. şehrin en keyifli yerlerinden bir diğeri ise  almanya’nın en güzel  şehirlerinden biri dusseldorf 28 uz. dr . yasemin üstündağ şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi biyokimya uzmanı</Page><Page Number="31">almanya’nın en güzel  şehirlerinden biri dusseldorf burgplatz meydanı. ren nehri kıyısındaki bu meydanı güzel bir kule olan “schlossturm” süslüyor. 1883 yılında yapılan kule ikinci dünya savaşında bombalanarak yıkıldıktan sonra tekrar aslına uygun olarak onarılmış ve şu anda denizcilik müzesi olarak kullanılıyor. kuleye çıkıldığında nefis bir ren nehri manzarası mevcut. ren nehri sahili araç trafiğine kapalı ve kıyısı boyunca uzun yürüyüşler yapmak mümkün. nehir kıyısında güzel bir sütlü kahve eşliğinde nehirden akan gemi trafiğini izlemenin keyfine doyulmuyor. saat başı kalkan gezi tekneleri ile 1 saat kadar süren oldukça keyifli ve dinlendirici olan nehir turunu yapmanızı da tavsiye ederim. gezi süresince  eski binalar ile mimari ödüller kazanmış bir çok yeni binayı aynı anda görmek mümkün. frank gehry gibi ünlü uluslararası mimarlar tarafından tasarlanmış almanya’ nın ve dünyanın önde gelen çok uluslu medya şirketlerinin bulunduğu mediaport (medya limanı) bölgesi cam, ahşap, çelik ve taştan inşa edilen ilginç mimari eserlerle tanınır. şehri ziyaret eden herkesin mutlaka gitmesi gereken yerlerden olan 234 metre yükseklikteki rheinturm’un (ren kulesi)  manzarası nefes kesici. kulenin döner restoranında bir saat geçirince tüm şehri, oyuncak arabaları, kurşunkalem inceliğinde sokakları, kibrit kutusu evleri, parkları, kalesi, kuleleri, gotik katedralleri ve modern binaları ile boydan boya görebiliyorsunuz. yurda döndüğümde bu şehirden bana kalan ne diye düşünürken; kazandığım şeyin gördüklerimden, yaşadıklarımdan daha fazla birşey olduğunu hissettim. 29</Page><Page Number="32">b ursa valisi sayın şahabettin harput hastanemizi ziyaret ederek incelemelerde bulundu. bursa şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesinin, kadın doğum ve çocuk hastalıkları hizmet binasının hizmete giren bölümlerinde inceleme yapan valimize, sağlık bakanlığı tedavi hizmetleri genel müdür yardımcısı dr. orhan koç, bursa il sağlık müdürü dr. özcan akan ve hastanemizin başhekimi prof. dr. mehmet karadağ eşlik ettiler. hastalarla sohbet eden vali şahabettin harput, hasta memnuniyeti ve hizmet kalitesi açısından hastanemizin en üst düzeyde olduğunu belirtti. bursa valisi sayın şahabettin harput hastanemizi ziyaret etti h astanemizden haberler 30 b u r s a eğitim bülteni</Page><Page Number="33">h astanemizde çocuk cerrahisi kliniği doktorları tarafından çocuklara son teknoloji cihazlar ile kapalı ameliyat adı da verilen laparoskopik girişimler yapılmaya başlandı. son yıllarda dünyada tıp alanında büyük gelişmeler olmaktadır ve ülkemizde de bu gelişmelere paralel olarak ilerlemeler olmaktadır. özellikle kamu hastanelerinin imkanlarının arttırılması ile birçok branşta yeni ve başarılı uygulamalar hayata geçirilmeye başlanmıştır. ocak 2011’den itibaren, bursa şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi kadın doğum ve çocuk hastalıkları ek hizmet binası da hem servislerinin modern donanımıyla hem de branşların uygulamaları ile halkımıza hizmet vermeye başladı. çocuk cerrahisi kliniğinde hizmet verilmeye başlanırken, endoskopik yöntemler gerektiren hastalıklara da müdahale edilmeye başlanmıştır. bursa’da kamu hastaneleri arasında, çocuklarda endoskopik cerrahinin yapılabildiği bir hastanenin olması bizler için çok sevindirici bir gelişmedir. çocuklarda endoskopik cerrahi teknolojinin gelişmesi ile birlikte, açık yöntemlerle yapılan birçok girişimin endoskopik olarak yapılmasını sağlamıştır. basit tanısal işlemlerden onkolojik hastalıklara müdahaleye kadar birçok alanda endoskopik olarak müdahale edilebilmektedir. laparoskopi olarak bilinen ancak karın dışında da uygulanan bu yöntemler ile artık anne karnındaki bebeklere bile müdahale edilmektedir. ancak gerek malzemelerin her yerde bulunmaması, gerekse endoskopik cerrahi deneyiminin uzun sürmesi, uygulamanın yaygınlaşmamasına yol açmıştır. çocuklarda endoskopik işlemler ışıklı bir kalemin üçte biri kalınlığında ince uzun aletlerin yardımıyla çok küçük deliklerden sokularak görüntüyü büyüten kamera ve monitörler ile yapılır. bu yöntemle karın veya göğüs boşluğu, idrar yolları ve mide ve barsakların incelenmesi ve gerekirse müdahale edilmesi sağlanır. çocuklarda en çok endoskopik müdahale edilen hastalıklar arasında, inmemiş testis araştırılması, varikosel, fıtık, apandisit, doğumsal mide barsak hastalıkları, idrar yolları hastalıkları, göğüs ve karın içinin doğrudan görülmesi ihtiyacı olan durumlar, travma ve onkolojik hastalıklar yer almaktadır. çocuklarda endoskopik uygulamaların yapılmaya başlanması ile bursa’ya sağlık alanında önemli katkılarda bulunacağımızı düşünüyoruz. çocuk cerrahisi kliniğimizde endoskopik cerrahi başladı h astanemizden haberler 31</Page><Page Number="34">h astanemizden haberler          her geçen gün, gelişerek modernleşen, şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanemiz, yeni kadın doğum ve çocuk binası hizmete girmiştir.yeni açılan modern ve tam teçhizatlı doğumhanemiz hasta kabul etmeye başlamış olup 05/01/2011 tarihinde saat 09’00 itibarı ile ilk kız bebek sağlıklı olarak dünyaya gelmiştir.         çalışkan ailesinin dünyalar güzeli bebeğinin sağlık durumları hakkında bilgi almak  ve geçmiş olsun dileklerinde bulunmak için hastane odasında ziyaret eden hastane başhekimi sayın prof.dr.mehmet karadağ, hastane müdürü sayın osman iğde,hastane başhemşiresi sayın gül işlek yeni doğan kız bebeği severek tebrik dileklerinde bulundular. doğum yapan anne e. çalışkan hastaned-en çok memnun olduklarını dile getirdi ve güler yüzlü kaliteli hizmetin devamını istedi.  ilk bebek  dünyaya geldi h izmet binamızda yeni açılan doğumhane bölümünde 32 b u r s a eğitim bülteni</Page><Page Number="35">h astanemiz bünyesindeki kadın doğum ve çocuk hastalıkları ek hizmet binamızda, çocuk hastalıkları ve kadın doğum acil servisleri hizmete açılmıştır. hafta sonları 2 binden fazla hastaya hizmet veren ana bina şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanemizin acil servisi, yeni acılan acil kadın doğum ve çocuk hastalıkları acil servisleri sayesinde rahat nefes alacaktır. günde 1000’ e yakın hasta bakma kapasitesine sahip olan modern acil servi-simizde 24 saat çocuk hastalıkları uzmanları ve gerektiğinde çocuk cerrahları da görev yapacaktır. acil servise getirilen hastaların refakatçileri bekleme alanlarında büyük yoğunluk oluşturmaktadır. çocuk ve erişkin hastalara ayrı alan-larda hizmet sunarak bu yoğunluğun azaltılması ve hizmet kalitesinin arttırılması ile büyük bir rahatlık sağlanması beklenmektedir. çocuk  acil servisimiz hizmet vermeye başladı h astanemizden haberler 33</Page><Page Number="36">bursa polis koleji öğrencileri, eğiticileri ile birlikte hastanemizi ziyaret ederek çocuk hastalarımıza empati eğitimi yaptılar. polisin çocuklarla yakın iletişim kurması ve polis olma isteğinin çocuklarda geliştirilmesi amacıyla yapılan etkinlikte, çocuk oyun alanımızda küçük bir konser veren polis koleji öğrencileri büyük beğeni topladı. bursa il sağlık müdürü dr. özcan akan polis koleji öğrenci ve öğretmenlerine hoş geldiniz diyerek bu tür etkinliklere verdikleri desteği vurguladı. hastanemizin başhekimi prof. dr. mehmet karadağ ve bursa il sağlık müdürü dr. özcan akan’a çiçek ve polis koleji arması sunarak etkinliği başlatan polis koleji öğrenci işleri şube müdürü mustafa arabacı polis koleji eğitimi hakkında bilgi verdi. polis koleji eğitim şube komiserleri emin üstündağ,  muammer akkuş ve polis koleji öğretmeni mehmet ali kurtça ile birlikte etkinliğe katılan öğrenciler çocuklarla sohbet ettiler. daha sonra yatan çocuk hastaları ziyaret ederek onlara bayrak ve karanfil dağıtan polis koleji öğrencilerine çocuklar sevgi gösterisinde bulundu. p o l i s ko l e j i ha s ta n e m i z d e e t k i n l i k ya p t ı h astanemizden haberler 34 b u r s a eğitim bülteni</Page><Page Number="37">p o l i s ko l e j i ha s ta n e m i z d e e t k i n l i k ya p t ı hastanemizde evde sağlık hizmeti birimimiz hastalarımıza hizmet vermeye başladı. evde sağlık hizmetleri’nin amacı “sağlık bakanlığınca sunulan evde sağlık hizmetlerinin uygulama usul ve esasları hakkında yönerge”nin 1. maddesinde; “bu hizmete ihtiyacı olan bireylerin muayene, tetkik, tahlil, tedavi, tıbbi bakım ve rehabilitasyonlarının evinde ve aile ortamında sağlanması, bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin bir bütün olarak birlikte verilmesi için sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları bünyesinde evde sağlık hizmetleri birimleri kurulması, bu birimlerin asgari fiziki donanımı ile araç, gereç ve personel standardının ve ilgili personelin görev yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, iletişim, uygulanacak randevu, kayıt ve takip sisteminin tanımlanması ve uygulamanın denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenerek evde sağlık hizmetlerinin sosyal devlet anlayışı ile etkin ve ulaşılabilir bir şekilde uygulanmasını sağlamak.”olarak belirtilmiştir. evde sağlık hizmetlerinin amacı yatağa bağımlı, destekli de olsa yürüyemeyen, herhangi bir sağlık kuruluşuna gidemeyen hastaların bulunduğu oratama ulaşıp sağlık hizmetlerini sunmaktır. evde sağlık hizmeti olarak hizmet verilen hasta grubu yatağa bağımlı yürüyemeyen hasta grubudur. aile hekimi tarafından muayenesi yapılan hasta gerek görüldüğünde aile hekimi tarafından laboratuar hizmetleri; sağlık kurul raporu ve konsültasyon işlemlerinin yapılması amacıyla hastanemize sevk edilir. ayrıca hasta servislerimizde yatıyorsa ve doktoru tarafından taburcu edilmesine ve sağlık birimine sevk edilmesine karar verildiyse birimimiz hastanın evde sağlık hastası kriterlerine uygunluğunu araştırır ve bu hizmetten yararlanmasına karar verebilir. kaydı alınan hastanın sağlık dosyası oluşturulur; bunun için yaşadığı sağlık sorunları, halen devam eden hastalığının seyri; geçirdiği tedavi aşamaları öğrenilir. hastaların reçeteleri yazılarak gerekirse ilaç temini sağlanır. poliklinik sırası beklemeksizin sağlık işlemleri yapılır ve hasta; hasta nakil aracı ile ikamet adresine ulaştırılır. e v d e s a ğ l ı k h i z m e t i b i r i m i m i z a ç ı l d ı evde sağlık hizmeti birimimizin hastanemizdeki konumu ve iletişim no: ana hizmet binası; zemin kat sağlık kurulu karşısı tel: 0224 295 51 87 h astanemizden haberler 35</Page><Page Number="38">h astanemizden haberler hastanemize renk katan emekleri ve yetenekleri ile çocukların hastane imajını değiştiren uütf eğitim fakültesi resim bölümü öğrencileri ; h astanemiz çocuk hastalıkları ve çocuk cerrahi poliklinik odalarını, oyun alanlarını ve kliniklerimizin duvarlarını çizgi film kahramanları ile renklendiren uütf eğitim fakültesi resim bölümü öğrencilerine ve okutman gülsüm yeşilyurt’a teşekkür belgelerimizi sunduk. duvarlarımızın güzelleştirilmesi sayesinde hastanemize muayene olmak için gelen çocuklar hastaneden ayrılmak istemiyorlar. muayene olduktan sonra oyun alanlarında oynamayı tercih ediyorlar. hastanemizin çocuklar açısından çok güzel bir mekân olmasında emeği olan resim bölümü öğrencileri ve okutman gülsüm yeşilyurt’a küçük bir anı olacak teşekkür belgelerimizi, başhekim yardımcımız op. dr. serpil sancar törenle verdi.  teşekkür ettik ayşenur buzdağ burak alışık betül kale evciler selin çıtak türkan atalay elvan aktaş esra bahçivan fatma şeyda ceylan melek taştan ümit çabuk samet aydoğan şengül tanta selvi tutar tuba kömürcü nazan çakal asuman kubur nilgün can esra çam leyla atay elif savaş seda pişkin sinem alkan çiğdem sevinç meltem yalçın ülküm ileri ebru karagöl lütfiye öztürk gülin aşkın merve keçici sibel zafer nurcan özgür hazel mutlu esra akgül erkan kıran rakiye uzunoğlu arzu tetikçi serap şener kurtuluş türker şükran şentürk hubeytullah uyğur ayşe görmüş derya ağa deniz ateş evrim yurteri mert ünlüsoy kaniye yılmaz melike ok samet babaoğlu ibrahim koyuncular evren inal dilek göktaş savaşer akdemir meryem çilingiroğlu müzeyyen adıyaman aslı koç çiğdem altınel eda zümrüt merve kireçtepe betül kaya ece iskeçeli elif özge noylan hülya çankaya özlem hakal nurcan çobantürk nihal hançer gülşen aydoğdu nurcan kaya yasemin şimşek fatma kızılboğa zerrin efe belkıs yaşar ali akşehir yusuf yaşar neslihan kızıl gizem demirbilek gülcan beytaş hatice davuça sibel körhüseyin melike ateş elçin kılıç hediye gök özden kelleci süleybe dönmez gözde sarıoğlu tuğba güler gülnur bayık esin katırlı selma güney didem açıl hilal erçin leyla terzi r essamlarımıza 36 b u r s a eğitim bülteni</Page><Page Number="39">ç ocuklarımızın sağlıklı birer birey olmaları yolunda gelişimlerini desteklemek, hastanelere karşı olan korku ve endişelerini, oyun alanımızda oyun oynayarak atmalarını sağlamak amacıyla, hastanemize gelen çocuklarımızın, muayene sırası beklerken sıkılmamaları ve doktor korkusu yaşamamaları için oyun salonunda oyunlar oynayarak eğlenceli zaman geçirecekleri oyun salonlarımızı açtık.  aynı zamanda oyun salonlarımız, hastaneye yatmak zorunda kalan ve hastalık sürecinde fiziksel olarak rahatsız olan çocuklarımıza da psikolojik destek sağlayacaktır.  başhekimimiz prof.dr. mehmet karadağ tarafından açılan, durmazlar holding’in katkılarıyla oluşturulan oyun salonlarımızdan, biri polikliniklerde, diğeri de yataklı bölümlerde bulunmaktadır. oyun salonlarımız çocuklara uygun oyuncak ve materyaller ile donatılmıştır. bilindiği gibi, oyun, çocuklarımız için vazgeçilmezdir. çocuğu yetişkin hayatına hazırlayan en etkin yoldur. oyun insan ilişkilerini geliştirerek, yardımlaşma, konuşma, bilgi edinme ve deneyim kazanmaya yardımcı olur. psiko-motor gelişimi, duygusal ve sosyal gelişimi etkilediği gibi, zihin ve dil gelişimini de etkiler.  çocuk oynadıkça becerileri artar, yetenekleri gelişir. çevresini, bilinmeyenleri tanır, kendisi için anlaşılır duruma getirir. kendine güvenen sağlıklı bireyler yetiştirmek için oyun salonlarımızı hizmete sunduk. ç ocuklarımızın hastanede korku ve endişe yaşamadan, muayene ve kontrollerinin yapılması, gelişimlerinin izlenmesi ve her türlü sağlık hizmetin-den yararlanabilmeleri için, hastane ortamını resimlerle donattık. uludağ üniversitesi, eğitim fakültesi, güzel sanat-lar eğitimi bölümü, resim-iş eğitimi anabilim dalı öğrencilerinden 90 kişilik bir ekip, okutman gülsüm yeşilyurt eşliğinde, bursa şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi, kadın doğum ve çocuk hastalıkları ek hizmet binasında, çocuk hastalıkları ve çocuk cerrahisi poliklinikleri, muayene odaları ve oyun alanlarının duvarlarını figürlerle süslediler. yataklı bölümümüzün açılması için yoğun bir çalışma içerisinde olduğumuz bu dönemde hasta ve yakınları da böyle bir hastaneye kavuşmanın heyecanını ve sevincini bizimle paylaştılar. hastanemizde çocuk oyun salonlarımız açıldı çocuk hastalıkları bölümümüz            cıvıl cıvıl oldu h astanemizden haberler 38</Page><Page Number="40">kalite politikamız şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi olarak; •	hastalarımızın ve çalışanlarımızın beklentilerini en üst düzeyde karşılayan ve çalışanlarımızın çalışmaktan onur ve gurur duyduğu, •	hizmet sunumunda kalite yönetim sisteminin gereklerine uyan •	 etik kurallar çerçevesinde bilimsel araştırmalar yapan ve uzmanlık eğitimi veren •	 sosyal sorumluluklarının bilincinde topluma en üst düzeyde katkı sağlayan hastane olmak ana politikamızdır. misyonumuz çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi kullanarak kaliteli uzmanlık eğitimi vermek, hastalarımızın ve çalışanlarımızın memnuniyetini en üst düzeyde tutmak, hasta ve çalışan güvenliğini maksimum düzeyde tutarak sektörünün lideri hastane olmak. vizyonumuz sunduğu hizmetin kalitesi ve yetiştirdiği uzmanlarıyla ulusal ve uluslararası düzeyde örnek gösterilen hastane olmak.</Page></Pages></Search>